Türkçe

Katalan Cumhuriyeti’ni savun, krala ve rejimin tümüne karşı mücadele et! Geri adım yok!

İspanyol devletinde faaliyet gösteren Dördüncü Enternasyonal – Troçkist Fraksiyon (FT-CI) üyesi İşçilerin Devrimci Hareketi (Corriente Revolucionaria de Trabajodoras y Trabajadores – CRT)’nin 29 Ekim tarihli açıklamasını yayınlıyoruz.

Katalan Cumhuriyeti'ni savun, krala ve rejimin tümüne karşı mücadele et! Geri adım yok!

Geçtiğimiz Cuma günü Katalun­ya Par­la­men­to­su, 70 lehte, 10 aley­hte ve 2 boş oyla Kata­lan Cumhuriyeti’ni ilan etti. Katalunya’daki tüm köy ve şehirlerin sokak­ların­da bir coşku dal­gası yayıldı, on bin­lerce kişi Barselona’nın merkezine indi ve Sant Jaume mey­danı gecenin geç saat­ler­ine kadar tık­lım tık­lımdı. Mily­on­lar­ca Kata­lan için, 1 Ekim referan­du­mun­da ifade bulan ve çoğun­luğun iradesi­ni yan­sı­tan bağım­sı­zlık irade­si nihayet hay­a­ta geçiy­or­du.

Aynı akşam 1978 Reji­mi, yeni cumhuriyeti boğ­mak için baskı mekaniz­masını harekete geçir­di. PP, PSOE ve Ciu­dadanos par­ti­lerinin oylarıy­la Sen­a­to, Anayasa’nın 155. mad­desinin uygu­lan­ması­na yeşil ışık yak­tı. Bakan­lar Kuru­lu, bu siv­il dar­benin ilk önlem­leri­ni hızla onay­ladı: Katalun­ya başkanı ve hükümeti ile 117 üst düzey yetk­ilin­in görevden alın­ması, çok sayı­da Kata­lan hükümet kuru­lu­nun ve de Kata­lan par­la­men­to­su­nun azledilme­si, ayrı­ca bu geri­ci saldırıya “demokratik” bir kılıf giy­dirmek için 21 Aralık’ta yeni seçim­lerin düzen­len­mesi. Bu poli­ti­ka, kral tarafın­dan Zarzuela’daki sarayın­dan komu­ta edil­di.

Gerçek bir siv­il dar­beyle karşı karşıyayız. Amacı, hem Kata­lan krizi­ni hem de 1978 Reji­minin içinde bulun­duğu krizi geri­ci bir yönde çözüme kavuş­tur­mak; ya zor­la ya da lid­er­liği­ni tes­lim alarak Kata­lan hareke­ti­ni yenil­giye uğrat­mak ‑ki 26 Ekim’de buna çok yak­laşıldı. Kralın kut­sadığı “büyük koal­isy­on”, bu zeminden hareke­tle, reji­mi tekrar merkeziyetçi bir biçimde orga­nize etmek ve hak ve özgür­lük­leri budamak istiy­or; bu sayede işçi sınıfı­na ve ezilen sınıflara karşı daha da katı kemer sık­ma plan­ları day­at­maya niyetleniy­or.

Bugün Katalunya’daki mese­lenin özü şu: Ya Kata­lan halkı karar verme hakkını sonuna kadar kul­lanacak ve İspany­ol devle­tinin geri kalanın­da da Fran­co dik­tatör­lüğünün mirasçısı olan mev­cut rejime karşı bir mücadele ‑monarşiyi tar­i­hin çöplüğüne fır­lat­a­cak bir bir­leşik mücadele- başlay­a­cak, bu zengin­ler demokra­sisi son­landırılıp Katalunya’da ve bütün İspany­ol devletinde özgür ve ege­men kuru­cu meclisler oluş­tu­ru­la­cak, işçil­er ve halk olarak buralar­da toplum ve demokrasi mese­leleri­ni tartışıp bir çözüme kavuş­tu­ra­cağız. Ya da tam ter­sine, Kata­lan halkının yenil­giye uğra­masıy­la beraber, devletin neo-Fran­cocu ve geri­ci bir restorasy­onu gerçek­leşe­cek ve ekonomik krizin başlangıcın­dan bu yana sosyal ve demokratik hak­larımıza yöne­lik gerçek­leşen saldırı bir vites daha yük­s­e­le­cek. CRT olarak biz, emekçi ve sosyal­ist bir Kata­lan Cumhuriyeti için mücadele ediy­oruz; aynı zaman­da, yeni ilan edilen cumhuriyeti büyük bir sefer­ber­lik ve özörgütlen­me süre­ci kanalıy­la savun­maya gayret ediy­oruz.

Podemos, Izquier­da Uni­da ve belediye yöne­tim­lerinin poli­tikaları, ayrı­ca CCOO ve UGT sendikal bürokrasi­lerinin çizgi­leri kab­ul edile­mez. Bu önder­lik­ler Kata­lan Cumhuriyeti­ni, “yasal” yoldan ilan edilmediği bahane­siyle, tanı­mayı red­dediy­or: Yani ‑Senato’da görüldüğü gibi- ulus­ların ken­di kaderi­ni tayin hakkının en ufak bir kırın­tısı­na dahi izin ver­meyen 1978’in yasal çerçeve­sine uymadığı gerekçe­siyle. Bu çevrelerin, İspany­ol hüküme­tinin Anayasa’nın 155. mad­desi­ni uygu­la­ması­na karşı çıkışı da sadece açık­la­ma düzeyinde kalıy­or; tek bir eylem çağrısı dahi yap­mıy­or­lar ve son tahlilde bu poli­tikanın kilit bir parçası olan 21 Aralık seçim­leri­ni onay­la­ma nok­tası­na geliy­or­lar.

Igle­sias, Garzón ve Colau bu seçim çağrısını, Kata­lan krizine “demokratik çözüm”ün yolu olarak selam­ladı. Oysa bir siv­il dar­beyle day­atılan bu seçim­ler, Katalunya’da oyların sadece %8.5’ini almış bir par­tinin kon­trolünde ola­cak bir Kata­lan yöne­ti­mi tarafın­dan orga­nize edile­cek ‑hem de böl­genin her nok­tasın­da bin­lerce İspany­ol siv­il muhafızı ve ulusal polisi varken ve çok sayı­da kişi poli­tik gerekçel­er­le mahkum edilmiş ve davalara maruz kalmışken. Reformist sol, bu tür bir tavır alarak, reji­mi ileri­ci bir per­spek­tiften “tazele­m­eye” soyunuy­or ve ken­disi­ni 155. mad­denin sol kanadı duru­mu­na düşürüy­or.

Sendikal lid­er­lik­lerin ve reformist sol­un, eğer gerçek­ten demokrasi­den taraflarsa ve işçi­lerin çıkar­larını savunuy­or­larsa, bunun tam ters bir pozisy­on alması ve bütün İspany­ol devletinde insan­ları Kata­lan Cumhuriyeti’ni savun­mak ve 1978 rejimine karşı çık­mak için sokağa çağır­maları gerekir. Zarzuela sarayın­da karar­laştırılan geri­ci seçim­leri onay­la­yarak işçi­leri veya halkı savun­mak mümkün ola­maz.

Katalun­ya Cumhuriyeti’nin karşısın­da­ki tehditler son derece büyük ve onu savun­mak için aynı ölçüde büyük bir tep­ki ver­ilme­si şart. Bunun­la bir­lik­te, ne Kata­lan hükümeti ne de mev­cut lid­er­liğin bu yönde bir planı var. İlk İdare Kon­seyi toplan­tısın­da yeni devleti hay­a­ta geçirm­eye yöne­lik her­han­gi bir karar­name yayın­lan­madı; Kata­lan Parlamentosu’nda kab­ul edilen karar­lar res­mi gazetede yayın­lan­madı ve kon­sey bütün üyeleri­ni cid­di cid­di haf­ta sonun­da izin­li say­dı.

İspany­ol devle­tinin Kata­lan hüküme­ti­ni azletme kararı henüz bu hükümetin her­han­gi bir üye­si tarafın­dan kab­ul edilme­di, ancak Katalun­ya başkanı tele­vizyon­dan yayım­lanan (ama Katalun­ya hükümet sarayı Palau’dan yap­madığı) konuş­masın­da ken­di başkan­lığını vur­gu­la­madı; sadece 155. maddeyi red­det­mek­le ve insan­ları “demokratik biçimde diren­m­eye” çağır­mak­la yetin­di. Ancak bun­dan neyi kast ettiği­ni açık­la­madı ve 21 Aralık seçi­mi manevrasını net bir biçimde red­de­den ifadel­er de kul­lan­madı. Kata­lan polis gücü Mossos’un yöne­ti­mi, Trap­ero dahil, müda­ha­leyi kab­ul­len­di ve merkezi hükümete bağlılığını ilan etti.

Bağım­sı­zlıkçı Kata­lan örgüt­leri ANC ve Ómni­um dahi, dar­beyi dur­dur­mak ve yeni cumhuriyeti savun­mak için eylem çağrısı yap­mıy­or. Şaşırtıcı bir biçimde, geçen Cuma günün­de­ki kut­la­ma eylem­lerinin ardın­dan bu örgütler din­len­me ve güç topla­ma çağrısı yap­tı. Oysa İspany­ol devleti, saldırısı boyun­ca bir an bile zaman kay­bet­miy­or.

Tüm bu “sükunet” ve “iti­dal” söz­leri, bir­er atalet çağrısı. Yani, 155. madde ve 21 Aralık seçim­leri tam da “sükunet ve iti­dal” yüzün­den day­atılıy­or. Hatır­lay­alım, elbette bütün tar­ih­sel fark­lılık­ları bir yana bırakır­sak, 1936 yılın­da­ki darbe başladık­tan son­ra da Kata­lan hükümeti sükunet çağrısı yap­mıştı. Neyse ki o dönemde hiç kimse hükümeti din­le­memişti; işçi örgüt­leri dar­b­eye karşı örgütlen­miş ve bu sayede birkaç saat içinde darbe boşa düşürülmüştü.

Kata­lan demokratik hareketi Kata­lan hüküme­ti­ni bek­le­meme­lidir, çünkü hükümet, merkezi devletin baskısın­dan çok, biz­zat ken­di ilan ettiği cumhuriyeti savu­nacak bir devrim­ci mücade­lenin başla­masın­dan korkuy­or. Medya­da çıkan, 21 Aralık seçim­ler­ine katıl­ma fikrinin hükümet yetk­ililer­ince tartışıldığı şek­lin­de­ki söy­len­til­er (155. mad­denin askıya aldığı özerk­lik geri getir­ilirse büs­bütün dışarı­da kalma­mak kaygısıy­la), bu lid­er­liğin tes­limiyeti ihti­ma­lin­in masa­da olduğu­na işaret ediy­or. Bu tür bir kararı meşru kıla­cak şey, önümüzde­ki gün­lerde, taze Kata­lan Cumhuriyeti’nin İspany­ol merkezi devleti tarafın­dan, “sükunet ve iti­dal” içinde, Kata­lan hüküme­tinin ve bağım­sı­zlık yan­lısı par­ti­lerin hiçbir direnişi olmadan bastırıl­ması ola­bilir.

CUP (Antikap­i­tal­ist Kata­lan Par­tisi), sol sendikal hareket ve Referan­du­mu Savun­ma Komiteleri (CDR) ise 155. madde ile day­atılan bu seçim­leri red­det­meli ve bütün bağım­sı­zlık yan­lısı kam­pı da aynı şek­ilde seçim­leri boykot etm­eye çağır­malı. Acilen, işçi­lerin ve halkın sefer­ber­liği ve özörgütlen­mesi temelinde bir savun­ma planı ortaya atmaları, merkezi devletin ele geçirmek iste­diği Kata­lan hükümet sarayı Palau’nun etrafın­da eylem ve toplaş­ma çağrıları yap­maları şart. Der­hal kilit sek­tör­lerde (eğitim, kamu idare­si, medya ve ulaşım gibi) grevler örgütlenerek 155. madde boşa düşürülmeli ve yeni bir genel grev günü örgütlen­meli. Aynı zaman­da, Referan­du­mu Savun­ma Komitelerinin mahal­lel­erde, işy­er­lerinde ve okullar­da genişletilme­si, kitle­selleşme­si ve koor­di­nasy­onu sağla­narak, bu mücadelede emekçil­er ve halkın gerçek lid­er­liği inşa edilmeli.

Dar­b­eye karşı bu kri­tik adım­lar atılırken, aynı zaman­da hareketin tabanını işçi sınıfının içinde genişlete­cek temel sosyal tale­pler de öne çıkarıl­malı: Bu tale­pler, kitle eylemlilik­lerinin üzerinde yük­se­len bir kuru­cu meclis tarafın­dan hay­a­ta geçir­ilmeli ve emekçi­lerin ve halkın inşa halin­de­ki özörgütlen­me mekaniz­maları tarafın­dan güvence altı­na alın­malı.

Şu ana kadar Kata­lan işçi sınıfının kay­dadeğer bir kes­i­mi bağım­sı­zlık mücade­lesi­ni sahiplen­memiş durum­da, çünkü mücade­lenin lid­er­liği­ni büyük ölçüde Kata­lan bur­ju­vazisi yapıy­or. Son on yıl­ların en ağır kemer sık­ma planını day­at­mak­ta olan Kata­lan bur­ju­vazisi, yeni cumhuriyete kap­i­tal­ist bir damga vur­mak istiy­or. İşçi sınıfının tüm sosyal gücüyle Kata­lan Cumhuriyeti’ni savun­maya geçme­si için, ki rejimin saldırısını alt etmenin tek yolu bu, şu tale­pler net bir biçimde yük­seltilmeli: bağım­sı­zlığa karşı “ekonomik savaş” yürüten büyük kap­i­tal­ist şir­ket­lerin kamu­laştırıl­ması ve işçi dene­ti­mi altı­na alın­ması, mev­cut işlerin ücretlerde her­han­gi bir azal­ma olmadan işçi ve işsi­zler arasın­da pay­laştırıl­ması, emlak spekülatör­lerinin elin­de­ki tüm evlerin kamu­laştırıl­ması, yani emekçilere ait sosyal­ist bir cumhuriyet için mücadele edilme­si.

Tüm İspany­ol devletinde­ki işçi sınıfının saflarını ortak bir mücadele içinde bir­leştir­menin tek yolu şuradan geçiy­or: Kata­lan Cumhuriyetinin tanın­ması ve savunul­ması, kraliyetin ve 1978 reji­mi­ni sona erdirilme­si, Katalunya’da ve İspany­ol devle­tinin geri kalanın­da özgür ve ege­men kuru­cu meclis­lerin inşası. Halk kes­im­leri arasın­da yayıl­mak iste­nen ‑ve neo-Fran­cocu­luğun hal­i­hazır­da­ki restorasy­onunun temeli olan- İspany­ol mil­liyetçil­iği zehrine karşı, gerçek bir ham­le. Bu ham­le, özgür bir İberya Sosyal­ist Cumhuriyetler Federasyonu’nun kuru­luşu­nun, ve giderek, kap­i­tal­ist­lerin Avru­pa Birliği’ne karşı çıka­cak bir bir­leşik Avru­pa Sosyal­ist Devlet­leri için mücade­lenin yol­unu aça­bilir.

Açık­la­manın ori­ji­nali IzquierdaDiario.es’te yayın­lan­mış olup, çevirisi başlangıç.org tarafın­dan yapılmıştır.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.