Türkçe

İşgale Karşı Kürt Direnişi

Kuzey Kürdistan'da durum giderek tırmanıyor: Kürt şehirleri askeri kuşatma altında. Türk devletinin kontrolü ele geçirmek uğruna yaptığı katliamlara karşı Kürt gençleri kahramanca direniyor. Hali hazırda gerçekleşen direnişin perspektifleri nelerdir?

İşgale Karşı Kürt Direnişi

„Bütün o ilçel­er terör unsurların­dan tem­i­zlenecek. Gerekirse mahalle mahalle, ev ev, sokak sokak.“ Ahmet Davutoğlu’nun yap­tığı bu açık­la­ma açık­tan savaş ilanı anlamı­na geliy­or.

Sil­van (Far­qîn), Nusay­bin (Nise­bîn), Sur (Sûr), Dargeçit (Kerbo­ran), Cizre (Cizîre) ve Silop­i’de (Girge Amo) Kürt gençliği aylardır askeri taar­ruza karşı mücadele ediy­or. Panzer,ler savaş helikopter­leri ve 10 binin üzerinde asker ve polis kuvvet­leri ile Türk devleti Kürt halkı­na aman­sız­ca saldırıy­or. 7 Hazi­ran 2015 seçim­lerinden itibaren Kürt şehirlerinde toplam­da 174 gün boyun­ca olağanüstü hâl ilan edil­di. Çatış­malara en çok maruz kalan böl­gel­erde elek­trik ve su kesin­ti­lerinin yanı sıra, tele­fon ve inter­net hizmeti de dur­du­rul­du. Türk devleti özel­lik­le Kürt siv­il vatan­daşları terörize ederek, Kürt hareke­tine olan desteği bitirm­eye çalışıy­or. Böyle­lik­le bir çok evden zor­la tahliyel­er yapıl­masının haricinde, kamusal kurum­lar da bom­bal­anıy­or. Türk devleti yak­laşık 3 bin öğret­meni bölge­den geri çağırdı ve okulları kap­at­tı. Bu okullar şim­di askeri mevzil­er olarak kul­lanılıy­or. Keskin nişancılar çatılar­da kon­um­landırılmış durum­da. Hal­ka böl­geyi ter­ket­meleri emri ver­iliy­or. Bu yüz­den onbin­lerce insan zorun­lu göçe maruz kalmış durum­da. Araların­da sivil­lerin de bulun­duğu yüzlerce insan son aylar­da öldürüldüler ve sayı giderek art­mak­ta.

PKK’nin üst düzey sorum­lusu Murat Karayılan bu duru­mu iç savaş olarak tanım­ladı.

Kürt sorununda yeni aşama

Kürt hareke­tinin özel­lik­le par­la­men­to­da ve Kobane’de­ki yük­selişine Erdoğan agre­sif mil­liyetçi bir temelde ülkeyi mil­i­ta­rize ederek tep­ki ver­di. Suruç katliamı bir çok açı­dan dönüm nok­tası oldu. Bir çok Kürt şehrinde direnişler başladı.

Koma­lên Ciwan 27 Hazi­ran 2015 tar­ih­li yap­tığı bildiri­de Ser­hildan çağrısı yap­tı. KCK 12 Ağus­tos’­da yap­tığı açık­la­ma­da Kürdis­tan halkının özyöne­tim­den baş­ka bir seçeneğinin kalmadığını belirt­ti. DBP ise bu atmos­ferde bir çok il ve ilçede özyöne­tim ilan etti. Buna göre devlet tarafın­dan atanan­ların meşruiyeti kalmamıştı.

„Bun­dan son­ra halk olarak öz yöne­tim­imizi esas alarak, demokratik temelde yaşamımızı inşa ede­ceğiz. Bun­dan son­ra da tüm saldırılar karşısın­da demokratik öz savun­mamızı gerçek­leştire­ceğiz.“

Kürdis­tan’­da­ki halk meclis­leri bu anlayışa göre esas yöne­tim organ­ları olarak ilan edil­di. AKP hüküme­tinin bu ilan­lara cev­abı ise araların­da belediye eş başkan­larının da bulun­duğu, onlar­ca Kürt siyasetçi­lerin tutuk­lan­ması oldu.

Türk devle­tinin Kürt hareke­tine karşı askeri saldırı çizgisi 90’lı yıl­lar­da köy yak­malara ve boşalt­malara dayanıy­or­du. Amacı PKK’ye ver­ilen mad­di ve siyasi desteği yok etmek­ti. Şim­di ise bu çizgiyi şehirlere yay­mak­ta. Lakin Kürt genç­lerinin kahra­man­ca direnişi sayesinde Türk devleti böl­genin kon­trolünü halen ele ala­bilmiş değil. En önde mücadele eden YDG‑H bu süreçte böl­genin bir çok yerinde kon­trolü elinde bulun­duruy­or. Barikat­lar kurarak ve hen­dek­ler kazarak Türk polisin­den, askerinden veya devlet bürokrat­ların­dan bağım­sız böl­gel­er kazan­mayı hede­fliy­or. Hen­dek­ler özsavun­ma tak­tiği olarak ilan edilen özyöne­tim­leri muhafaza etm­eye hizmet ediy­or.

Kürt halkının gün­cel direnişi özsavun­ma organ­larını mücadele sırasın­da kur­duğun­dan dolayı, bun­dan önce­ki PKK’nin askeri ayak­lan­maların­dan fark­lılık gös­teriy­or.

HDP çıkmazda

Kürt soru­nunun yeni aşa­ması, Türk kap­i­tal­ist işgal­ci devle­tinin pazarlık­lar yoluy­la demokrat­laştırıla­bile­ceği düşüncesinin iflas etmesi olarak tanım­landırıl­malıdır. Kürt şehirlerinin askeri kuşat­maya alın­ması, bu çelişkiyi en keskin biçimde gözler önüne seriy­or.

Kuzey Kürdis­tan’­da­ki savaş bil­has­sa par­la­menter reformiz­mi takip eden HDP’yi çık­maza sürük­le­di. Çünkü HDP’nin pro­gramı ezen ve ezilenin uzlaş­ması­na dayanıy­or. HDP bu strate­jik yöne­lim­den dolayı mücadele eden gençler­den destek bul­muy­or. Onun işgale ve savaşa karşı bir çözümü bulun­ma­mak­tadır.

HDP’nin bur­ju­va kes­im­leri hen­dek­ler­den uzak dururken, sol reformist kanat direnişi pazarlık­ların yeniden can­landırıl­ması uğruna kul­lan­maya çabalıy­or. Eş başkan Sela­hat­tin Demir­taş yap­tığı açık­la­ma bu temelde gerçek­leşti:

„Orta­da halk olarak kab­ul edilmemiş bir toplu­luğun hak talebi var. Bugün Kürt­lerin küçümsediğiniz barikat, hen­dek dediğiniz şey dar­b­eye karşı direniştir. Güven­likçi poli­tikalar­dan bugün vazgeçer­lerse toplum bugün barışçıl poli­tikalar­dan yanadır.“

Türk devlet terörünün vuku bul­duğu hali hazır­da­ki koşullar altın­da bu anlayış sadece Kürt­lerin direnişinin boğ­du­rul­ması­na hizmet eder. HDP meclisi esas amaç olarak gördüğü, kap­i­tal­ist devleti insancıl halde demokratik­leştirm­eye çabal­adığı için bu manevralar ve zigza­glar mücad­ele­ci kitlenin tale­p­lerinden uza­k­laş­mak­tan baş­ka bir anlam taşımıy­or­lar.

Kürdistan’da özyönetimler

Bil­has­sa Rojava’­da­ki başarılar Kürt hareke­ti­ni aynı mod­eli Kuzey Kürdis­tan’­da da pratiğe dök­m­eye cesaretlendir­di. Suriye’de­ki iç savaş esnasın­da Kürtler Suriye devletinden ayrıl­mayı amaçla­mak­sızın, öz yöne­tim ve öz savun­ma yapıları kur­du­lar. Lakin Kuzey Kürdis­tan’­da­ki öz yöne­tim­ler ne anla­ma geliy­or?

Türk devletiyle yapılan pazarlık­lar­da açığa çıkan 10 madde planın­da öz yöne­tim­ler­den de bahsediliy­or­du. Bu 10 madde planı esasen Kürt halkının ve dilin­in devlet tarafın­dan tanın­ması, PKK’nin silahlı-silah­sız bütün unsurlarının, yeni dönemde siyaset yapa­bilmesinin önünün açıl­ması için genel af, ‘Ulus Devlet’ tanımının demokratik­leşme yoluy­la değiştir­ilme­si, anadilde eğitim hakkı tale­p­lerinin karşılan­ması, demokratik cumhuriyet, ortak vatan, mil­letin demokratik ölçüler­le tanım­lan­ması ve bütün bu demokratik ham­leleri içselleştirmeyi hede­fleyen yeni bir anayasa tale­p­leri­ni içeriy­or­du.

Emperyal­ist demokra­sisinin esas unsurların­dan olan AB Yer­el Yöne­tim­ler Özerk­lik Şartı’na atıfla yerelde ‘Demokratik Özerk­lik’ adı altın­da özyöne­tim mod­el­lerinin geliştir­ilme­si talebi de yer alıy­or­du plan­da. Kürt hareketi Avru­pa Birliği’nin Türkiye’de demokratik bir misy­ona sahip olduğu yanıl­saması­na sahip. Bu ironiyi bir çok örnek­le gözler önüne ser­mek gerek: PKK halen AB’nin terör örgütü lis­tesinde bulunuy­or. Bugün Kürt­leri bar­bar­ca katle­den Türk devleti kısa bir süre önce göç yol­un­da­ki insan­ların Avru­pa’ya gir­işi­ni engelle­mek amacıy­la AB ile anlaştı. Bunun karşılığın­da Türk devleti finansal ve askeri (silah ihra­catı) kay­naklar­la mükafat­landırıldı. Kuzey Kürdis­tan’­da­ki savaşın bütçe­si de buradan geliy­or!

Kap­i­tal­ist devletin var­lığını sorgu­la­mayan özyöne­tim organ­ları işgale karşı çözüm ürete­me­zler. Bu süreçte özyöne­tim­ler sosyal pro­gram ile kurul­malı ve gerek Kürdis­tan’ın diğer böl­geler­ine gerekse Türkiye’ye yayıl­malıdır. Direniş ancak Türkiye’de­ki işçi sınıfının desteği­ni ala­cak şek­ilde sosyal mese­leleri konu alındığın­da başarılı ola­bilir. Ücret­siz su ve ulaşım, köylü­lerin kon­trolünde toprak refor­mu, işçi kon­trolünde konut planı, özelleştir­ilmelerin der­hal dur­du­rul­ması, özelleştir­ilen şir­ket­lerin işçi kon­trolünde devletleştir­ilme­si, Türk ordusu­nun ve polisinin Kürdis­tan’ı terk etmesi gibi tale­pler özyöne­tim organ­ları­na epey güç sağlar­lar. Böyle bir siyaset ile Kürdis­tan’­da­ki direniş Türkiye’de­ki mily­on­lar­ca işçi ve yok­su­lu ikna ede­bilir ve safları­na çeke­bilir.

Türkiye’de savaş karşıtı bir hareket kurulmalı

Türk şehirlerinde bugün savaş karşıtı bir hareketin kurul­ması savaşın bar­bar­lığı­na son vere­bilmek için elzemdir. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB 29 Aralık 2015’te ülke çapın­da grev ilan ettil­er. Grevin slo­ganı: “Savaşa karşı barışı savu­nacağız.” Lakin bu zamana karşı gerçek­leşen tek gün­lük grevler Erdoğan’ı baskı altı­na ala­bilmek için yeteri kadar ver­im­li olmadı. Türk bur­ju­vazi tarafın­dan yayılan ırkçı dal­gadan dolayı, barış tale­p­leri polis kalkan­ları­na çarpacak, göz yaşartısı gaz ve bom­balar­da boğu­la­cak. Sendikaların buna karşı sosyal tale­pler ile kap­i­tal­ist ülkenin gün­lük hay­atını felce uğrat­a­cak süre­siz genel grev orga­nize etmesi gerek­mek­te­dir. Kim Türkiye’nin savaş kışkırtıcılığını engelle­mek istiy­or­sa, antikap­i­tal­ist bir yol açmalı ve Kürt kalelerinde antikap­i­tal­ist ted­bir­ler uygu­la­malıdır.

Türkiye’de her gün evine nasıl yemek götüre­ceğinin, nasıl kirayı ödeye­ceğinin derdinde olan mily­on­lar­ca insan bulunuy­or. Bu insan­lar sadece özyöne­tim organ­ları bu mer­am­ları giderdiğinde mücadel­eye ikna ola­bilir­ler. Türk devle­tine karşı askeri savun­ma gerek­lidir lakin tek önlem değildir. Mücade­leyi kitlelere ulaştıra­cak olan şiar şudur:

“Özyöne­timin olduğu her yerde herkes için iş, aş ve konut bulunuy­or. Buna Türkiye’de de ulaş­mak için, gelin beraber mücadele ede­lim. Bu barışın esas teme­lidir.”

Türk devle­tinin baskıları­na karşı Kürt halkının direnişi­ni selam­lıy­or ve destek­liy­oruz.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.