Türkçe

HDP ne tür bir strateji izlemelidir?

Türkiye‘de 1 Kasım‘da erken seçim­ler yapıla­cak. Recep Tayyip Erdoğan bu seçim­lerde siyasi ikti­darı bir daha elinde yoğun­laştır­mayı hede­fliy­or. Bu sıra­da Kürt böl­gelerinde savaş hakim. Türkiye‘deki işçi­lerin ve ezilen­lerin bu durum­dan çık­a­bilmek için han­gi strate­jiye ihtiyaçları bulunuy­or? | Deutsch | Sını­fa Karşı Sınıf 1, “Klasse Gegen Klasse” der­gisinin Türkçe-alman­ca eki

HDP ne tür bir strateji izlemelidir?

// Türkiye‘de 1 Kasım‘da erken seçim­ler yapıla­cak. Recep Tayyip Erdoğan bu seçim­lerde siyasi ikti­darı bir daha elinde yoğun­laştır­mayı hede­fliy­or. Bu sıra­da Kürt böl­gelerinde savaş hakim. Türkiye‘deki işçi­lerin ve ezilen­lerin bu durum­dan çık­a­bilmek için han­gi strate­jiye ihtiyaçları bulunuy­or? // Deutsch // Sını­fa Karşı Sınıf 1, “Klasse Gegen Klasse” der­gisinin Türkçe-alman­ca eki //

7 Haziran‘da yapılan genel seçim­lerin ardın­dan ülke genelinde umut hakim­di: 13 yıl­lık neolib­er­al ve otorit­er AKP ikti­darı sona ermiş ve Erdoğan kuvvetli bir darbe almıştı. Halk­ların Demokratik Par­tisi (HDP) ise anti­demokratik yüzde 10 bara­jı­na rağ­men 80 mil­letvek­ili ile meclise girmeyi başar­mıştı.

Peki bu seçim sonu­cu demokratik­leş­menin başlangıcı mıy­dı? Asla! İkti­darı kaybe­den Erdoğan ülkeyi savaşa sürük­le­di. Sadece par­la­menter yön­tem­ler ile Erdoğan‘ın savaş planı­na karşı dur­maya çalışan HDP, bu süreçte ver­im­li bir direniş ceph­esi kura­madı.

Esasen seçim­ler­den önce Erdoğan bu yönde tehditlerde bulunuy­or­du: „400 mil­letvek­ili verin, bu iş huzur içinde çözül­sün.“ Erdoğan ikti­darı muhafaza ede­bilmek için Kürt hareke­tine karşı bir savaş başlat­mak­tan bile çek­in­me­di.

Peki bir çok kesmin umut kay­nağı olan HDP nasıl bir reak­siy­on gös­ter­di? Bu par­ti „kaostan“ uzak durarak, aslın­da son tahlilde kitle­sel sefer­ber­lik­ten uzak dur­du. HDP‘nin strate­jik hatası, kazandığı „mevzil­er­den“ (meclis­te­ki koltuk­lar) taar­ruz için yarar­lan­ma­masın­dan kay­naklanıy­or. Meclis­te­ki tem­siliyeti seçim bara­jının yıkıl­ması, grev yasak­larının kaldırıl­ması, prek­er­leş­menin dur­du­rul­ması ve İŞİD‘e olan desteğin son bul­ması için sokak­ta düzen­lenecek kam­pa­nyalar için bir sahne oluş­tur­madı. Bunun yer­ine HDP mecliste siyaset yapa­bile­ceğine güven­di.

Sadece kitle­sel sefer­ber­lik­ler AKP‘nin „askeri taar­ruzunu“ önleye­bilir, Kürt hareke­tine yeni mevzi­lerin kazanıl­ması­na olanak sağlardı. Lakin HDP „kabiliyetli hükümet aktörü“ olduğunu kanıt­laya­bilmek ve savaşı dur­dura­bile­ceğine inandığı için seçim hüküme­tine dahil oldu. Asıl mer­amı „devletin istikrarı­na“ halel getirmemek olan HDP, Erdoğan‘ın savaşı başlat­masını kolay­laştırdı.

Türk devleti reforme edilebilir mi?

Kürt hareketi ‚‘çözüm sürecine‘‘ büyük umut­lar bağladı. Lakin bu süreç Türk devleti için Kürt hareke­tinin tas­fiye­si ve Kuzey Kürdistan‘ın iç sömürge olarak muhafaza edilmesin­den baş­ka bir anlam taşımıy­or­du. Bu sebe­ple Erdoğan‘ın bu süre­ci sona erdirme­si zor olmadı.

Erdoğan‘ın neolib­er­al mod­eli çöküş döne­minde bulunuy­or. Bu sebe­ple askeri taar­ruzu başlat­maya mecbur kaldı. Türk bur­ju­vazisi içerisinde izle­nen bu çizgi­den dolayı derin bir çat­lak oluş­tu. Bu sebe­ple Erdoğan güçlü bir tek ikti­dar hükümeti ile çat­lağı kap­at­mak, bölge­sel güç olmak ve emperyal­ist güç­lerin bölgede­ki sadık müt­te­fi­ki olduğunu yeniden kanıt­la­mayı amaçlıy­or.

Erdoğan‘ın savaşının seçim hüküme­tine katılım ile dur­dura­bile­ceği düşünce­si büyük bir yanıl­samadan ibaret­ti. HDP iki vek­ili kabin­eye yol­la­yarak bunu dene­di. Fakat başarısız olup, isti­fa ettil­er. Erdoğan‘ın dik­tatör eğil­im­leri ile ne kabinede ne de pazarlık masasın­da mücadele edilebilir.

Esas sorun, HDP‘nin aynı anda hem bur­ju­vazinin hem de işçi­lerin çıkar­larını savun­ma çabasıdır. Bur­ju­va kes­im­leri dahil eden „kitle­sel par­ti kon­sep­ti“ sadece ezen ve ezilenin uzlaş­macılığını yapar. Par­la­men­tarist strate­jinin sınır­ları, HDP‘nin ‚‘par­la­men­tarist yük­seliş‘‘ içinde bulun­duğu dönemde çok net bir şek­ilde ortaya çık­tır­mıştır.

Radikal alternatif

Par­la­men­to içinde devrim­ci faaliyet nasıl olmalıdır? Türkiye‘den görece istikrar­lı ve sınıf mücadalesinin yoğun olmadığı Arjantin‘de Sol­un ve İşçi­lerin Ceph­esi (FIT) bunu öğretiy­or. Bu cephe 2011 yılın­da üç troçk­ist par­ti tarafın­dan kurul­du ve şu anda mecliste 3 mil­letvek­ili ile tem­sil ediliy­or. Meclis­te­ki koltuk­lar işçi­lerin ve ezilen­lerin mücade­le­sine hizmet etmek için kul­lanılıy­or. Bura­da meclis devrim­ci strate­ji temelinde pro­leteryanın bağım­sız örgütlen­mesi ve sosyal devrim için sadece bir araç kon­u­mundadır.

Özel­lik­le iç savaşa doğru sürük­le­nen ortam­da Türkiye‘deki sol­un devrim­ci bir strate­jiye ihtiy­acı var. Erken seçim­ler hile ve baskıların göl­ge­si altın­da yapıla­cak. Son üç ayı aşkın sürede hakim olan siyasi duru­mun öğret­tiği üzere, salt meclise girmek bir çözüm değil. „Seni başkan yap­tır­may­a­cağız!“ slo­ganı sadece meclise dayandırıldığın­da yeter­li etkiyi yarat­mıy­or.

Dik­tatör­leşen eğil­im­ler karşısın­da sadece işy­er­leri, okullar ve üniver­sitel­erde yapıla­cak kitle­sel sefer­ber­lik­ler bir mücadele kay­nağı ola­bilir. Askeri dik­tatör­lüğün geri­ci anayasasının yer­ine kuru­cu meclis gerek­lidir. Lakin Türk bur­ju­vazisinin­den bağım­sız olarak! Çünkü ken­disinin ülkenin demokratik­leştir­ime­si için en ufak bir çıkarı söz konusu değildir.

Sadece işçi­lerin hükümeti böyle bir kuru­cu meclise önder­lik ede­bilir. Aynı zaman­da Kürt halkının koşul­suz ken­di kaderi­ni tayin hakkını da savun­abilir. Esas demokrasi işçi­lerin bağım­sız olarak örgütlenip, bur­ju­va devleti yık­tığın­da gele­cek­tir.

One thought on “HDP ne tür bir strateji izlemelidir?

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.