Türkçe

Röportaj: Greif: Yeni Deneyimler, Fabrika İşgali

10 Şubat’­tan bu yana Esenyurt Greif Çuval Fabrikası’ndaki işçil­er toplu sözleşmede anlaş­ma sağlana­madığı için fab­rikayı işgal altın­da tutuy­or­lar. Mücadele içerisinde aktif olan Engin Yıl­gın ile yapılan röpor­ta­jı yayın­lıy­oruz.

Röportaj: Greif: Yeni Deneyimler, Fabrika İşgali

// 10 Şubat’­tan bu yana Esenyurt Greif Çuval Fabrikası’ndaki işçil­er toplu sözleşmede anlaş­ma sağlana­madığı için fab­rikayı işgal altın­da tutuy­or­lar. Mücadele içerisinde aktif olan Engin Yıl­gın ile yapılan röpor­ta­jı yayın­lıy­oruz. //

Ken­di­nizi bize tanıta­bilir misiniz?

Ben DİSK/Tekstil Esenyurt Bölge Tem­sil­cisi’y­im, adım Engin Yıl­gın.

İşçi misiniz bura­da? İşçi­lik yap­tınız mı bu fab­rika­da?

Evet, 6 ay kadar bura­da çalıştım. O süreçte işçi arkadaşlarımı­zla bir­lik­te örgütlen­me süreci­ni başlat­tık. Ben sağlık sorun­larım­dan dolayı fab­rikadan ayrıl­mak zorun­da kaldım. Ancak örgütlen­m­eye fiilen dışarı­dan devam ettim. Bu başlat­mış olduğu­muz örgütlen­me çalış­maların­dan dolayı, sendi­ka onlar­la çalış­mayı tek­lif etti ve onlar­la bir­lik­te burada­ki örgütlen­me çalış­masını devam ettirm­eye başladık. Bölge tem­sil­cisi olarak devam etmiş oldum sendika­da.

Greif mücade­le­si nedir ve nasıl başladı?

Greif, tüm fab­rikalar­da yaşanan sorun­lar gibi ücret­lerin düşük olması, taşeron soru­nunun bura­da var olması, öze­lik­le 44 tane taşeron fir­maya parçalan­mış olması burada­ki üre­timin en cid­di sorun­ların­dan bir tane­siy­di. Bunun yanın­da işçi­lerin iş hak­larının işv­erenin iki dudağı arasın­da olması ve sık yaşanılan iş kazaları, bun­ların toplamın­da burada­ki Greif örgütlen­mesi açısın­dan önem­li bir yer tutuy­or­du. Bu anlamıy­la Greif örgütlen­mesi başlatıldı ve bura­da çalışan arkadaşlarımızın anayasal hak­larını kul­la­narak sendikalı olması sağ­landı. Bu süreçte arkadaşlarımızın toplu sözleşme tale­p­lerinin işv­eren tarafın­dan kab­ul edilmemesin­den kay­naklı bu süreç başladı. Öze­lik­le o süreçte yasal prosedür dedik­leri süre­ci bek­leme­den işçi arkadaşlar ken­di taban örgütlülük­ler­ine daya­narak söz, karar, yetk­i­leri­ni kendi­leri kul­la­narak bura­da bir işgal başlat­mış oldu­lar.

İşçi­lerin hep­si mi işgale katıldı?

Sendi­ka üye­si olan arkadaşlar bu işgale katıldı. Toplam­da 600 sendi­ka üyem­iz var, Bun­ların 500’ü işgali gerçekleştirdi.100’ü katıl­madı.

İşçi­lerin karar alma mekaniz­ması nasıl işliy­or?

Hadımköy’de­ki fab­rikamız­da 14 bölüm var ve her bölümün ayrı komite­si var. Bir de buralar­da yürütülen tartış­malar ve alı­nan karar­ların değer­lendirildiği üst komite var. Her karar işçi­lerin inisiy­at­i­fiyle alınıy­or fab­rika­da. İşgal eylemimizin başladığı 10 Şubat’­tan beri fab­ri­ka komite­si iki günde bir toplanıy­or.

DİSK üye­si sendikanı­zla yaşanan süreç nedir?

Biz bir yıl boyun­ca DİSK/Tekstil’de örgütlendik ve kadrolu işçil­er içerisinde yet­ki aldık. Ardın­dan da taşeron işçi­leri sendikaya üye yap­tık. Yetkinin gelmesinin ardın­dan toplu iş sözleşme­si süre­ci başlatıldı. Ama GREIF yöne­ti­mi bu tale­p­leri kab­ul etmek yer­ine “fab­rikayı kap­atıp işçi­leri sokağa atmak­la” tehdit etti.

Biz yet­ki aldığımız­da bir arkadaşımızı işten çıkar­mıştı, biz de üre­tim­den gelen gücümüzü kul­la­narak o arkadaşımızı işe geri aldırdık. DiSK/Tekstil Sendikası bu hak­lı, meşru mücade­leyi gayri meşru gösteren bir yazı yayın­ladı sitesinde. Biz de işçi­lerin eylem­i­nin sahiple­nilmeme­sine tep­ki göster­erek DİSK’e git­tik. Bağlı bulun­duğu­muz kon­fed­erasy­on DİSK’in üzer­ine düşen sorum­lu­luk­ları yer­ine getirmesi­ni iste­dik.

DİSKyöne­ti­mi ise, kendi­ler­ine bağlı olan sendikaların iç işler­ine karışa­may­a­cak­larını söyle­di. DİSK yöne­timine bu mücade­lenin yanın­da olmasını söyledik ve somut adım­lar atmasını söyledik. Ama ne yazık ki o nok­ta­da DİSK de bu mücade­leyi sahiplen­mek yer­ine, daha çok uza­k­tan seyret­mek­le yetin­di.

DİSK’in 47. yıldönümü etkin­liğinde yaşanan olay­lar nedir?

DİSK’in 47. yıldönümünde, işgal eylemimizi ve taşeron köleliğine karşı başlat­tığımız direnişimizin sesi­ni o salona taşı­mak iste­dik. Bu anlamıy­la işçi­lerin DİSK’in kuru­luş yıldönümünde bulun­m­ması gerek­tiği­ni düşünerek oraya git­tik. Hem burada­ki mücade­lenin orada­ki sesi olarak hem de işçilere ait olan DİSK’in kuru­luşu­nun işçil­er tarafın­dan kut­lan­ması gerek­tiği­ni söyle­mek için çık­tık oraya. Pro­gram­da bize yer ver­ilmeme­si ve söz hakkımızın gasp edilme­si nedeniyle ora­da bir eylem gerçek­leştirdik. Kuru­luş yıldönümü etkin­liği­ni iptal etmek zorun­da kaldılar.

Bu eylem­ler­den son­ra DİSK’in tutu­mun­da bir değişik­lik oldu mu?

DİSK’in gre­vi sahiplen­meme­si sonu­cun­da buna yöne­lik biz­im de eylem­ler­im­iz oldu. Öze­lik­le DİSK’in Şişli’de­ki genel merkez binası­na giderek orda basın açık­la­ması gerçek­leştirdik. Uygu­ladığımız eylem sonuç ver­di ve 10 gün boyun­ca direnişimizi görmez­den gelen DİSK yöne­ti­mi, direnişimizin 10. gününde Hadımköy’de­ki işgal fab­rikamızı ziyarete gel­di. Bu ziyaret­lerinin sadece bir görsel olarak kalma­masını, aynı zaman­da onlar­dan somut tale­p­ler­im­iz olduğunu ziyaret sırasın­da kendi­ler­ine aktardık. Ama şimdiye kadar her­han­gi bir dayanış­ma kam­pa­nyası örgütlemiş değiller. Sadece DİSK’e bağlı çok az sayı­da şube ziyarete gel­erek bir mik­tar destek sun­du­lar. Bunun dışın­da DİSK yöne­ti­mi önümüze somut bir plan koy­madı.

Grevin tale­p­leri nel­erdir?

Bizler, gele­ceğimizi ve güvenceli çalış­ma hakkımızı tehdit eden, anayasaya göre dahi suç olan taşeron çalış­manın kaldırıl­masını ve fab­ri­ka bünyesin­de­ki taşeron şir­ketlerde çalışan tüm arkadaşlarımızın kadroya geçir­ilmesi­ni istiy­oruz. Yıl­lardır düşük ücretlere ve köle­lik koşulları­na mahkum edilen işçi­lerin ücret­lerinin yük­seltilmesi­ni istiy­oruz.

Her tür­lü sosyal hak­tan yok­sun olarak çalışılan fab­rika­da sosyal hak­lar istiy­oruz. İşte en insani ve temel tale­p­ler­im­ize kulak tıkan­ması nedeniyle hak­lı ve meşru tale­p­ler­im­iz için direniştey­iz.

Çalış­ma saat­leri için ne düşünüy­or­sunuz? Bura­da 12 saat çalışan­lar var, bunun 8 saate düşürülme­si talebi var mı?

3 vardiya çalıştırılıy­or bura­da. Bunun yanın­da per­for­mans day­at­maları var. Öze­lik­le mesai­lerin fazla­ca olmasın­dan kay­naklı arkadaşlarımızın da maaşları düşük. Arkadaşlarımız zorun­lu bir şek­ilde mesaiye kalıy­or­lar. En çok yaşanan sorun bu. Ücret­lerin ve diğer sosyal hak­ların ver­ilme­siyle beraber mesailere kalmayıp, aileleriyle daha fazla vak­it geçire­cek­lerdir işçil­er.

Şu an siz fab­rikayı 30 gündür fiili olarak işgal etmiş durum­dasınız. Peki, bu işgal ettiğiniz fab­rika­da üre­tim per­spek­ti­fi var mı ve böyle­si bir sürecin önünde somut olarak han­gi sorun­lar dur­mak­tadır?

İşv­eren­lerin biz­im tale­p­ler­im­izi karşıla­ma­ması duru­mun­da burada­ki direnişimiz devam ede­cek. Bu süreç içerisinde bizler de bir plan­la­ma yap­mayı düşünüy­oruz. Bu anlamıy­la üre­tim yapıla­bilir mi, üre­tim yapılır­sa ürete­ceğimiz ürün­leri sata­bilir miy­iz. Yanı sıra fab­rikayı sata­bilir miy­iz gibi tartış­malar da mev­cut. Bugün için koşullar nedir, açıkçası öngöremiy­oruz. Üre­tim yap­mayı da düşünüy­oruz.

Mesela böyle bir üre­tim sürecinde büyük bir dayanış­ma ağının ortaya çık­ması gerek. Bu konu­da somut gelişmel­er var mı? Mesela dayanış­ma komiteleri han­gi şehirlerde var? Buralar­da dayanış­mayı büyüt­mek için nel­er yapılıy­or?

Şu an var olan dayanış­malar direnişin ihtiyaçlarını karşıla­ma üzer­ine kurul­muş durum­da. Direnişin 30. gününe kadar cid­di dayanış­malar örgütlen­di. Çeşitli illerde işgal eylemimi­zle dayanış­ma amacıy­la plat­form­lar kurul­du. Yurt­dışın­dan özel­lik­le BİR-KAR’ın hem eylem­li hem de mad­di dayanış­ması sürüy­or. Diğer yan­dan, Gezi sürecin­den son­ra kuru­lan mahalle forum­ları cid­di bir destek örgütlüy­or­lar. Ama bu dayanış­manın daha da genişleme­si ve yayıl­ması bura­da yapıla­cak üre­timin de, sizinde dediğiniz gibi, üre­ti­mi yarata­bilme imkanını ortaya çıkartır.

Arjan­ti­n’de­ki işçi­lerin üre­ti­mi ele aldığı örnek­ler mev­cut. Bu konu­da 13 yıldır patron­suz ve sendikasız üre­tim yapan Zanon fab­rikası işçi mücadelelinde önem­li bir mevziyi tem­sil etmek­te­dir. Burada­ki slo­gan, fab­rikaların işçi­lerin kon­trolünde kalarak kamu­laştırıl­ması, üre­timin devam etmesi ve mak­i­naların yenilen­mesi gibi mad­di kül­fiyeti çok olan süreç­leri, ancak devletin mad­di kay­nakları­na yönelmek ile nihai olarak çözülebilir.

Arjan­tin deney­im­leri oldukça önem­li. 13 yıldır işçi­lerin patron­suz ve bürokrat­sız ken­di kon­trolünde üre­tim yapan Latin Amerika’nın en büyük seramik fab­rikası olan Zanon fab­rikası ince­len­m­eye değer bir örnek teşk­il etmek­te­dir.

Kap­i­tal­ist şir­ket­lerin boyko­tu ve mad­di kül­fiy­atı ağır olan makinelerin yenilen­mesi gibi sorun­ları devletin mad­di imkan­larıy­la aşmak mümkündür. İşçi­lerin kon­trolü altın­da­ki bir fab­ri­ka, kar ede­bilmek için çalış­ma saat­leri­ni 12 saate çıkar­maz, taşeron­laştır­maz, maaşları düşürmez, kar ede­bilmek için işçi­lerin can güven­liği­ni riske atmaz ve bankalar­dan gerek­li olan kredi­leri kolay kolay ala­maz, o yüz­den devletin mad­di imkan­larını kul­lan­mak önem­lidir. Burada­ki anahtar rol gene, işçi­lerin ken­di üre­tim­lerinde ve fab­ri­ka üzerinde tek söz sahibi olması gerek­lidir. Bu aynı zaman­da devletin yapısı­na dair bir müda­hale anlamı­na gele­cek bir mücadele alanı açar.

Peki DİSK’e yöne­lik bir bek­len­tiniz var mı?

Her zaman şunu söylüy­oruz. DİSK, mücadele tar­i­hiyle, geçmişiyle Türkiye işçi sınıfı tar­i­hinde onurlu bir mirasa sahip. DİSK’in ‘*direnİşçi’ kam­pa­nyaları oldu. Biz de buna uyduk ve örgütlendik. Ama dire­nen işçilere sahip çıkıl­madı. DİSK ve DİSK/Tekstil yöne­ti­mi üzerinde basın oluş­tur­ma yönünde müda­haleler­im­iz devam ediy­or. Sürek­li bir biçimde, sendikaların gerçek sahip­lerinin işçil­er olduğunu söylüy­oruz. Sendikalar gerçek sahip­ler­ine geçene kadar da bu mücadele devam ede­cek.

Tale­p­leriniz arasın­da DİSK’in örgütlü olduğu fab­rikalar­da işi bırak­ma, işi yavaşlat­ma, grev bulunuy­or mu?

Evet, DİSK’in örgütlü olduğu yer­lerde iş dur­dur­ma, iş yavaşlat­ma ve eylem plan­la­maları yap­ması ve gene DİSK’in ulus­lararası düzeyde bir sınıf dayanış­ması örgütlemesi­ni istiy­oruz. Bunun dışın­da, “Bir yevmiyeni Greif işçi­leriyle pay­laş!” kam­pa­nyası başlat­tık. Bu kam­pa­nyanın da işy­er­lerinde hay­a­ta geçir­ilmesi­ni istiy­oruz.

DİSK sendikasının akti­fleşme­si ve ken­di olduğu fab­rikaları harekete geçirme­si, sizin ken­di üre­ti­miniz gerçek­leştirmek için gerek­li siyasal ve lojis­tik desteği de sağla­maz mı?

Kesin­lik­le sağlar. Şu anki suskun­luk işv­eren tarafı­na hizmet ediy­or ve işçi­leri zayıflatıy­or. Bunu amak için kon­fed­erasy­onun desteği önem­li.

Peki işv­eren­le şu an görüşmel­er nasıl gidiy­or?

Öze­lik­le sendikanın verdiği bazı haber­ler­den dolayı haber­im­iz var. İşv­eren kendine bir danış­man tut­muş ve bu danış­man üzerinden bu süre­ci anlaş­maya vardır­mak için bir­takım görüşmel­er yapıy­or. Greif ulus­lararası bir şir­ket ve bor­sada­ki düşüşe sebep olma­mak için son derece dikkatli davranıy­or. Karşımız­da, sek­töründe dünya çapın­da en önde gelen fir­malar­dan biri duruy­or. En son, 10 Mart’­ta işv­eren tarafıy­la biraraya geldik. Tale­p­ler­im­izi karşıla­mayan tek­lifler sun­duk­ları için görüşme olum­suz sonuç­landı.

Sizle mi yapılıy­or, DİSK ile mi yapıy­or, kim­le kim arasın­da yapılıy­or bu görüşmel­er?

DİSK Tek­stil yöne­timiyle dolaylı görüşmel­er yapılıy­or bunun dışın­da.

Peki bun­dan son­ra süreç nedir nasıl gelişiy­or?

Burada­ki sürecin uza­masın­dan dolayı illa ki bura­da bir­takım sıkın­tılar yaşanıy­or, ama biz bu başladığımız mücadelem­izde­ki karar­lılığımız da yük­sek. Sürecin uza­ması­na yöne­lik biz­im de buradan müda­halem­iz ola­cak. Greif’ın Anadolu Yakası’ndaki fab­rikaların­da çalışan işçil­er­le de bağlan­tılarımız var. Buralar­la da görüşüy­oruz. Kazanana kadar mücadelem­ize, direnişimize devam ede­ceğiz.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.