Türkçe

Kobane mücadelesi ve devrimcilerin görevleri

Haftalardır Türkiye-Suriye sınırındaki Kürt şehri Kobane IŞİD birliklerinin kuşatması ve saldırısı altında ve şehrin kaderi henüz belli değil. Kobane, birçok kişi tarafından şu an Irak ve Suriye’de büyük toprak parçalarını elinde bulunduran IŞİD’in ilerleyişine karşı son kale olarak görülüyor. PKK’nin ve YPG/YPJ’nin birlikleri IŞİD’e karşı kahramanca savaşıyor. IŞİD mevzileri ara ara NATO uçakları tarafından bombalanıyor ve bu sırada Türk ordusu da kara harekatına hazırlanıyor. Bu kara harekatının IŞİD’e karşı olacağı resmi olarak açıklansa da, bundan birkaç gün önce Türk ordusu Türkiye’nin güneydoğusundaki PKK mevzilerini bombalamaya başladı. Bölgedeki karmaşık çıkar ilişkileri ve yüzbinlerce Kürt’ün kaderi şu soruyu gündeme getiriyor: IŞİD nasıl defedilir? Buna ek olarak, IŞİD’e karşı mücadelenin Kürt halkının özgürlük ve kendi kaderini tayin etme mücadelesi olması için, uluslararası sol ve özellikle de devrimciler ne yapabilir ve ne yapmalı?

Kobane mücadelesi ve devrimcilerin görevleri

// Deutsch — Alman //

Irak ve Suriye’nin şu anki duru­mu­nun başlı­ca sebe­bi emperyal­istler çıkar­lardır. Emperyal­izmin başlat­tığı savaş ve işgal, sadece emperyal­izmin altyapısını bu derece yık­tığı bir ülkede toprak ve taraftar kazan­abile­cek olan IŞİD’in vahşe­tinin sosyal temel­leri­ni oluş­tur­du. IŞİD’in yük­selişi hem ABD’nin orta ve yakın doğu­da­ki emperyal­ist poli­tikasının başarısız olduğunu hem de tama­men karşıde­vrim­ci bir sürece dönüşmüş Arap baharının başarısız olduğunu gös­teriy­or. Bunun dışın­da Türkiye, Suu­di Ara­bis­tan ve Katar gibi devletler ABD’nin bölgede­ki hege­monyasının devam­lı bir şek­ilde çökmesi­ni bölgede ken­di siyasi ve ekonomik etk­i­leri­ni art­tır­mak için bir fır­sat olarak görüy­or­lar. Bu üç ülkenin bur­ju­va sınıfı, Suriye’deki silahlı İslam­cı gru­plara para ve silah desteğinde bulun­du.

Emperyal­ist güç­lerin kimi destek­leyip kimi destek­lemediği de bölgede­ki emperyal­ist çıkar­ların duru­munu gözler önüne seriy­or. Güney Kürdis­tan özerk böl­gesinin (Kuzey Irak) lid­eri olan Barzani Irak savaşın­da emperyal­ist­lerin en sıkı müt­te­fik­lerinden biriy­di ve ABD, İngiltere, Almanya ve diğer büyük güçler ken­di­sine şu an silah yardımı yapıy­or. Buna karşılık PKK ve YPG askeri ve siyasi olarak red­dediliy­or.

Erdoğan yöne­ti­min­de­ki Türkiye’nin özel­lik­le ahlak­sız bir rolü var. Türkiye geçtiğimiz haf­ta­lar­da ve aylar­da IŞİD’in ken­di toprak­ları­na geri çek­ilme­sine sürek­li izin ver­di. Buna karşılık Kürt mül­te­ci­lerin ve mil­is­lerin Türkiye’ye geçişine engel oldu ve IŞİD’le yapılan işbir­liğine karşı Türkiye’de yapılan protesto­ları şid­det kul­la­narak bastırdı. Aynı zaman­da Türk Hava Kuvvet­leri, PKK mevzi­leri­ni bom­bala­maya başladı. Türk devleti Suriye’deki iç savaşın başlangıcın­dan itibaren Esad dik­tatör­lüğünün düşüşünü hız­landır­mak, Kürt halkın­da­ki özerk­lik eğil­im­leri­ni yok etmek ve ken­di çıkar­larını day­at­mak için Suriye’deki birçok muhalif gru­ba para ve silah desteğinde bulun­du. Türk hüküme­tinin dış poli­tikasının çöküşü, IŞİD’e verdik­leri utanç veri­ci destek­le zirve yap­tı.

Mısır, Tunus gibi bazı ülkel­erde ilk zaman­lar­da­ki devrim­ci niteliği­ni zaman­la yitiren Arap baharı örneği böl­genin kaderi­ni özetliy­or. Çünkü bir dizi emperyal­ist müda­hale ile ve kitlelerin demokratik ve sosyal tale­p­leri­ni sürek­li devrim per­spek­tifine bağlay­a­cak antiem­peryal­ist ve antikap­i­tal­ist bir pro­gramın yok­luğu nedeniyle, Arap baharı karşıde­vrim­ci bir hale gel­di ve emperyal­ist­lerin güdümüne gir­di (Libya’da dış müda­hale ve Mısır’da ”demokratik geçiş” gibi). Bu şunu gös­teriy­or: IŞİD gibi bir örgüte karşı sadece askeri yön­tem­ler­le zafer kazanıla­maz, çünkü IŞİD yok­sul­laşmış kitlelerin siyasi ve sosyal sorun­larının çözülmediği çeşitli ülkel­erde yeni form­lar­da ortaya çıka­cak­tır.

Kürt­lerin IŞİD’e karşı ve ken­di kader­leri­ni tayin etme hakkı için yürüt­tük­leri mücade­lenin başarılı ola­bilme­si için devrim­ci­lerin göre­vi iki kısım­dan oluşuy­or: PKK’ye ve bütün ileri­ci Kürt direniş örgüt­ler­ine karşı yürütülen ava karşı, emperyal­ist savaşa karşı ve aynı zaman­da Türk hüküme­tinin savaş kışkırtıcılığını protesto için Türkiye’de genel grev örgütleye­cek bir pro­gram oluş­tu­ran dayanış­ma hareket­leri başlat­mak. Aynı zaman­da devrim­cil­er olarak bölgede­ki işçi­lerin, köylüler ve yok­sul halk ile bir­lik­te yapacak­ları sosyal­ist devrim­in esas per­spek­tif ola­cağı bir pro­gram belir­lemeliy­iz.

PKK’nin İzlediği Yol

PKK ve PYD/YPG’nin Rojava’daki (Suriye Kürdistan’ı) mücade­lesinin ne kadar kahra­man­ca olduğu şüphe götürmese de, bütün dünya­da sol­cu­lar arasın­da bu mücade­lenin niteliği hakkın­da yanıl­gılar var. Tar­ih boyun­ca Kürtlere uygu­lanan baskı poli­tikası böl­genin mev­cut duru­munu ve ekonomik gerikalmışlığını yarat­tı. Özel­lik­le Roja­va sanayi olarak geri bir bölge, işsi­z­lik ve yok­sul­luk çok yaygın. Bu kriz­den demokratik bir temel üzerinde temel ihtiyaçların karşılan­ması için ve yok­sul­luğa karşı mücadele veren koop­er­at­i­fler ortaya çık­tı. Rojava’nın demokratik özerk­lik mod­eli nedeniyle antikap­i­tal­ist ve özgür­lükçü bir toplumun inşası için sol­cu­lara örnek olması gerek­tiği pro­pa­gan­dası yapılıy­or. Fakat ne PYD’nin ne de PKK’nin antikap­i­tal­ist ve antiem­peryal­ist bir pro­gramının olmadığı orta­da. Kürtler’in özerk­liği için savaşan ve özel­lik­le çok ileri­ci bir kadın siyaseti yürüten ileri­ci ulusal özgür­lük hareket­leri­ni temel alıy­or­lar. Fakat Kürt ulusal soru­nunun özerk­lik ve Türk devletiyle pazarlık strate­jisiyle çözüle­meye­ceği­ni göremiy­or­lar. 1990’lı yıl­lar­da PKK sosyal­ist Kürdis­tan talebinden vazgeçti ve sosyal­izm olmadan bağım­sı­zlık ola­maz. Kürdistan’daki özerk yöne­tim organ­ları da araların­da­ki güç savaşın­dan dolayı üre­tim ilişk­i­ler­ine dokun­muy­or­lar. Kuzey Kürdistan’da (Türkiye) işçi­lerin kon­trolüne geçtiği takdirde Roja­va ve Güney Kürdistan’daki hal­ka gerek­li sevkiy­at­ları yapa­bile­cek yeteri kadar sanayi tesisi olduğun­dan PKK hiç bah­set­miy­or. PKK Türkiye’deki sanayi işlet­meler­ine el koy­a­cak bir pro­gram­dan bil­inçli olarak vazgeçiy­or ve Rojava’daki koop­er­at­i­fleri sanayi­den ve gerek­li sevkiy­at­lar­dan izole ediy­or. Türkiye’deki ve Suriye’deki rejim­ler­le barış içinde yaşa­mak için ken­di kaderi­ni tayin hakkın­dan tama­men vazgeçiy­or.

Kobane’yi savunmak emperyalizmden bağımsız olmaktan geçer!

Mesel­eye emperyal­izmin daha etkin olarak dahil olması­na dair çağrı sürek­li güçleniy­or. Ancak Rojava’nın emperyal­izm tarafın­dan tanın­ması IŞİD’i yaratan ve Rojava’nın özerk­liği­ni yer­le bir ede­cek olan emperyal­izme bağım­lı olu­nacağı anlamı­na gelir. Henüz PKK ve PYD’nin emperyal­izmin emrine amade olması sözkonusu değil. Lakin Barzani’nin KDP’si de sosyal­ist bir örgüt olarak yola çık­mıştı ama emperyal­izm­le işbir­liği yapıp en sonun­da Irak savaşın­da ABD’nin direkt müt­te­fi­ki olmuş­tu. Buna karşılık ise PYD, Kaddafi’yle savaş­mak için NATO koman­dolarıy­la işbir­liği yapan Libyalı mil­is­lerin kon­u­mun­dan uza­k­ta görünüy­or. Emperyal­ist müda­hale çağrısı ile siyasi bağım­sı­zlık için mücadele çağrısı arasın­da­ki çelişk­il­er çok belir­gindir. Emperyal­izm­le yapıla­cak işbir­liği Kürt bağım­sı­zlığının ileri­ci per­spek­tifinin bastırıl­ması anlamı­na gelir.

IŞİD tehlikesinin yenil­giye uğrat­manın en iyi yolu, Kürdistan’ın bütün böl­gelerinde­ki kuvvet­leri mobi­lize etmek ve işçi sınıfını bölgede­ki köylüler­le bir­lik­te sosyal­ist bir pro­gram­da buluş­tur­mak­tır. Böyle bir sosyal pro­gramı olan bir­leşik sosyal­ist Kürdis­tan hem IŞİD’in güç kazan­masını sağlayan şart­ları ortadan kaldıra­bilir hem de emperyal­iz­mi bölge­den kov­abilir. Bütün bun­ların gerçek­leşme­si için toprağın köylülere pay­laştırıl­ması, petrol kuyu­larının işçi­lerin kon­trolü altın­da devletleştir­ilme­si, herkese iş imkanı sağlan­ması ve çalış­ma saat­lerinin ücrete kıyasla görece olarak düşürülme­si gibi sosyal­ist tale­pler olmalıdır. İşçi sınıfının silahlar üzerinde­ki kon­trolü de per­spek­tif haline getir­ilme­lidir. Bu sosyal temel kurul­duğu zaman, köylüler ve işçil­er IŞİD’den uza­k­laşa­cak ve hem Kürdistan’da hem de Irak ve Suriye’nin diğer böl­gelerinde IŞİD’le aktif olarak savaşa­cak­tır. Bu yüz­den Roja­va ve Şengal’i savun­mak Kuzey ve Güney Kürdistan’daki sanayi böl­gelerinden, işçi­lerin yoğun olduğu merke­zler­den başla­malıdır. IŞİD’e ve diğer geri­ci güçlere karşı direnişi koop­er­at­i­flerin başlat­tığı işi gerçek bir sosyal­ist yapıya (sovyetlere) dönüştüre­cek bir sosyal­ist pro­gram altın­da bir­leştirmek hay­ati önem taşı­mak­tadır.

IŞİD’i sosyal­ist bir devrim yap­madan ve emperyal­iz­mi bölge­den kov­madan yen­me fikri PKK’den Avru­pa sol­u­na kadar birçok oluşu­mun içinde hüküm sürmek­te­dir. Bu tutum emperyal­ist güçler arasın­da­ki ilişk­ilere ve böl­genin sosyal sorun­ları­na kayıt­sız kalmak­ta, sadece askeri alana yoğun­laş­mak­tadır. Almanya’da ve ulus­lararası sol­da 80’lerdeki El Salvador’a silah yardımı kam­pa­nyası gibi silah sevkiy­atı yapıl­ması tartışılıy­or. Kıs­men İspanya iç savaşı­na da refer­ans ver­iliy­or. Her ne kadar Kürt direnişinin silah yardımı­na ihtiy­acı olsa da, bu kam­pa­nyalar­da ancak sürek­li devrim pro­gramıy­la bir­leştir­ilmiş bir sınıf bağım­sı­zlığı per­spek­tifinin Kürt özgür­lük hareke­tinin çözümü ola­bile­ceği unutu­luy­or. İspanya’da da faşist­lerin askeri gal­i­biyeti, bur­ju­va ve reformist unsurların faşist çetel­er­den çok silahlı işçil­er­den kork­masıy­la mümkün ola­bilmişti.

Komünist­lerin göre­vi ezilen ulus­ların ken­di kaderi­ni tayin hakkını şov­enizme ve emperyal­izme karşı koşul­suz olarak savun­mak­tır. Kürdistan’ın emperyal­ist güçlerce pay­laşımı şimdiye kadar Kürt ulusuna baskı ve sömürü­den baş­ka bir şey getirme­di. Ama PKK’nin sınıf uzlaş­macı tutu­mu bağım­sı­zlık­la çelişiy­or. Tar­i­he bak­tığımız­da her ne kadar ezilen ulus­ların bur­ju­va sınıfları ulusal bağım­sı­zlık için çalışsa da emperyal­izme karşı devrim­ci bir mücadele yürüt­m­eye yanaşmıy­or­lar. Bu yüz­den bir­leşik sosyal­ist Kürdistan’ı kur­mayı öngören antikap­i­tal­ist ve antiem­peryal­ist bir pro­gram esastır.

NATO’nun Orta­doğu ve yakın­doğu­dan çek­ilme­si için ulus­lararası işçi sınıfının neo-sömürge­ci baskı ve emperyal­ist işgale karşı mücadel­eye gir­işme­si gerek­mek­te­dir. Bunun dışın­da işçi örgüt­lerinin kime han­gi silahları gön­dere­cek­leri­ni belir­lemeleri gerek­mek­te­dir. Her şey­den önce PKK’ye ve diğer Kürt direniş örgüt­ler­ine uygu­lanan ve direnişe ver­ile­cek ulus­lararası desteğe engel teşk­il eden baskı ve yasak­ların kaldırıl­ması için ulus­lararası bir ceph­eye ihtiyaç var. Bunun­la bir­lik­te Almanya’da Türkiye’ye ve IŞİD’e destek veren diğer ülkelere yapılan silah sevkiy­at­ları ve Suriye-Türkiye sınırın­da Alman bir­lik­lerinin konuşlan­mış olması da keskin bir şek­ilde protesto edilme­lidir. Bunun için grevler, işgaller, gös­ter­il­er yapıl­malıdır. Rojava’yı savun­mak için aşağı­da­ki ilkeleri esas alan ulus­lararası bir kam­pa­nya başlatıl­malıdır.

  • Kobane’nin ve bütün Rojava’nın savunul­ması!
  • Irak ve Suriye’de emperyal­ist müda­hal­eye hayır! Türkiye’ye yapılan silah sevkiy­at­ları­na ve bölgede Alman bir­lik­lerinin bulun­ması­na hayır!
  • Türk ordusu­nun müda­hale­sine hayır!
  • Türkiye-Suriye sınırının YPG’lilere ve mül­te­cilere açıl­masını, IŞİD’e ise kap­atıl­masını talep ediy­oruz! Aynı zaman­da mül­te­ci­lerin emperyal­ist ülkel­er tarafın­dan da tanın­masını ve toprak­ları­na kab­ul edilmesi­ni talep ediy­oruz!
  • Avrupa’da Kürtlere yapılan baskıya hayır! PKK’ye uygu­lanan yasağa hayır!
  • Türkiye’deki ve bütün Avrupa’daki Kürt ve Türk siyasi tutuk­lu­ların serbest bırakıl­masını talep ediy­oruz!
  • Kürt­lerin ken­di kader­leri­ni belir­leme hakkını savunuy­oruz!
  • Türkiye’deki, Kürdistan’daki ve Avrupa’daki işçi­leri harekete geçm­eye çağırıy­oruz! IŞİD’in bölgede­ki en büyük müt­te­fi­ki Türkiye’de genel grevler yap­maya çağırıy­oruz!

One thought on “Kobane mücadelesi ve devrimcilerin görevleri

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.