Türkçe

Greif ve Donnelley Mücadelerin Strateji Tartışmaları

Türkiye işçi sınıfı TEKEL’den bu yana aylarca sürebilen mücadeleci bir işçi eylemiklerine sürekli sahne oluyor. Bu gelişimler içinde Greif grevi bir sıçramaya işaret ediyor. Aynı süreçte Arjantin işçi sınıfında 5 yıllık (Kraft Grevi 2009) bir suskunluk döneminden sonra siyasal ve kendine has mücadele araçlarıyla güçlü bir şekilde aktif olmaya başlıyordu. Bu gelişmelerin zirve noktasını işçi kontrolünde üretime geçen işgal altındaki Donnelley fabrikasındaki mücadele ile sendika bürokrasisine, polise ve ülkenin önemli sanayi kollarından birinde faaliyetde olan ABD Şirketi LEAR’a karşı mücadele veren Lear işçilerin mücadelesi oluşturmakta. Bu yazıda işçi sınıfının mücadelerini değerlendirme ve bu değerlendirme ile birlikte işçi sınıfının stratejisini de derinleştirme amacını taşımaktadır. Taktiksel sorular bu yazıda sadece somutlaştırma amacıyla dillendirilecektir.

Greif ve Donnelley Mücadelerin Strateji Tartışmaları

Don­nel­ley ve Zanon tecrü­beleri

400 işçinin çalıştığı ABD Şir­keti Don­nel­ley 123 işçisi­ni ekonomik neden­leri bahane ederek işten çıkar­ma isteğine işçi tem­sil­cil­iği ve işçil­er onay ver­me­di tıp­kı maaşların %40’a kadar varan düşürülmesinde olduğu gibi. Buna neden olarak­ta Don­nel­ley şir­ke­tinin 2013 yılın­da dünya çapın­da 218 mily­on dolar kar yap­masını ve her­hangibi bir kemer sık­ma poli­tikası­na neden olma­masını gös­ter­dil­er. İşçi­lerin patron­larının bu saldırıları­na karşı aldık­ları tutum, patro­nun şir­keti iflas göster­erek kap­at­ması­na ve yurt­dışı­na çık­ması­na neden oldu. 13 08 tar­i­hinde işe gelen işçil­er fab­rikanın kapalı kapısı önünde kaldılar. Bunun üzer­ine hzlı bir şek­ilde harekete geçen işçil­er fab­rikayı işgal edip, üre­time geçtil­er. Don­nel­ley işçisi ve işçi tem­sil­cisi Jorge Gabriel Med­i­na dediği gibi, işçil­er bu eylemlil­iği daha önce ken­di araların­da demokratik bir şek­ilde tartışmış ve bir çok toplan­tıy­la işçi­lerin bir­liği sağlam­laştırılmıştı. Don­nel­ley Arjan­tin sanay­isinin kalbi olan ve içinde bir çok önem­li fab­ri­ka ve işy­eri­ni içinde barındıran Zona Norte (Buenos Aires’in Kuzey Böl­ge­si) böl­gesinde bulun­mak­ta. Döne­min hüküme­tinin 1985’deki büyük grevi­ni askeri panz­er­le saldırarak dur­dura­bildik­leri Ford fab­rikası tam Don­nel­ley fab­rikasının karşısın­da. İşçi sınıfının kalbi olan Zona Norte’de işçi­lerin kon­trolü altın­da­ki bir fab­rikadan diğer fab­rikalara açıl­ma fır­satı daha mümkün­leşmiştir. Bu yüz­den Don­nel­ley ve Lear (o da Zona Norte’de) bir mücad­ele­ci fab­rikalar ve işy­er­leri arası Zona Norte koor­di­nasy­onunu kur­maya ugraşıy­olar. Hükümet ise burada­ki tüm suçu işy­er­ine yük­lüy­erek, ken­di sorum­lu­luk­ların­dan uzak dur­maya çalışılıy­or. En son Don­nel­ley fir­masının fab­rikayı iflas göster­me­sine rağ­men sata­bilme imkanını hükümet sun­maya hazır olduğu­nun işaret­leri­ni ver­m­eye başladı. Bu ara­da Don­nel­ley’de­ki Zanon hay­aletinden bahsedilm­eye başlanıldı bile.

Zanon 13 yıldır işçi kon­trolünde Arjan­ti­n’de üre­tim yapan bir fab­ri­ka, tüm önem­li karar­lar genel işçi toplan­tıların­da karara bağlanılıy­or. Bu iş yerinde herkesin eşit oy hakkı ve maaşı var. Zanon işşi­zler hareketiyle önem­li bağlar kura­bilmişti. Bun­lar daha son­ra fab­rikanın devletin ve çetelerin saldırısı­na karşı korun­masın­da önem­li rol­leri ola­cak­tı. Zanon bu ilişkiyi başara­bilmişti, çünkü iş saat­lerinin aynı maaşla düşürülmesi­ni siyasal olarak öne sür­müştür. Tam da Kap­i­tal­izmin tar­ih­sel krizinde geçiş talebi ken­di etk­isi­ni göstere­bilmiştir. Yak­laşık 250 seramik işçisi fab­rikayı ele almış, 12 saat­lik çalış­ma tem­po­sunu 8 saate düşür­müştü ve fab­rika­da çalışan işçi sayısını 400 e çıkar­mıştı.

Mücadelede somut bir per­spek­tif sun­abildiği için işçi­lerin öncüsü diğer sek­tör­lerin de önder­liği­ni ala­biliy­or­du. Bu kazanımın yanı sıra fab­rikada­ki öncünün salt sendikacılağa karşı siyasal olarak çıkış göster­mesinde ken­disi­ni ifade etmiş bir yönü de var. Zanon işçi­leri aynı zaman­da eyalet par­la­men­to­sun­da da ken­di işçi­leri­ni mil­letvek­ili olarak gön­der­mişir. Zanon’un talep ettiği öz yöne­tim­leri altın­da kamu­laştır­ma bir fab­rikanın gücünü aşan ve işçi sınıfının yeni örgütlüğünü gerek­tiren bir talep olduğu için Zanon işçi­leri yıl­lar­dan bu yana ülkeyi geziy­or­lar, grevlerde, eylem­lerde, yürüyüşlerde yer­leri­ni alıy­or­lar ve yurt­dışı­na işçi sınıfının ken­di öz örgütlen­mesi­ni, işçi demokra­sisi­ni ve Arjan­tin deney­im­leri­ni anlat­mak için uçuy­or­lar, mesela Yunanistan’­da işçi­lerin elinde olan Vio.Me fab­rikası­na orada­ki işçi­lerin dav­etlisi olarak Zanon mücade­lesinin tar­ih­sel işçi lid­eri ve PTS (Sosyal­ist İşçi Par­tisi) üye­si Raul Godoy git­ti. Bu poli­ti­ka Zanon’un ona ben­z­er başlayan deney­im­ler­den çok daha fark­lı yürüme­sine yol açtı. İşçi sınıfının ken­di yönetme organ­larının oluş­ması uzun, zor­lu mücadelerin ve pro­gra­matik net duruşların sonu­cud­ur. İşçi sınıfının spon­tane gir­işim­leri Arjan­ti­n’de tekrar ser­maye fab­rikası olma geri dönüş­ler­ine, ya da sınıf mücade­lesinde uzak durarak iflasını hazır­layan kop­er­at­i­fler­le dolu.

Greif ve Kazo­va

800 Greif işçisin­den 600 tane­si 60 gün boyun­ca ABD şir­ke­ti­ni işgal ettil­er ve fir­maya, sendi­ka bürokra­si­sine karşı mücad­ele­ci bir siyaset izledil­er. Polisin saldırısıy­la ancak bu işgal son­landıra­bil­di. Bizler bu nok­ta­da önem­li bir sorun olarak, Greif grevinin hızlı bir şek­ilde izole olmasını görüy­oruz, sendi­ka bürokra­sisi ve ülkenin son yıl­lar­da­ki en önem­li işçi mücade­lesi­ni göz ardı eden küçük bur­ju­va veya halkcı gru­pların tavrı bu iza­lasy­on yol açmıştır. Bunun­la beraber mücad­ele­ci bir fab­rika­da bu iza­losy­on sonu­cun­da ken­di sınır­ları­na ulaşmıştır. Ayrı­ca Greif’te mev­cut olan işçi demokra­sisi de açlık ve acı (dayanık­lık) sınırı­na ulaşmıştır, ki dışarı­dan mad­di ve manevi destek gelmediğinde bu süreç daha da hızlanır. ”İşgal, Grev, Direniş” gibi mücade­lenin ana slo­ganı bel­ki işgalin ilk gün­ler­ine kadar doğru bir slo­gandı, ama daha son­ra bu slo­gan mücade­lenin gerçeklil­iği tarafın­dan aşıldı. İşçi kon­trolünde üre­tim bu durum­dan çık­a­bilmek için tek yoldu. Bu talep ken­disiyle beraber işçi sınıfının öncüsünün yeni bir bil­inçle kuşan­masını zorun­lu­luğunu da getirmek­tey­di.

Greif mücade­le­si işçi­lerin kesin bir zaferiyle bitmese de, işçi sınıfı için çok önem­li der­s­leri içinde barındırıy­or. Greif işçi­lerinin mücad­ele­ci siyaseti, 60 gün­lük işgal, ve anti-bürokratik sendikal mücade­lenin unsurları ve şim­di örneğin mücadele esnasın­da da Kızıl Bayrak der­gisiyle de iki defa röpor­taj imkanı­na sahip ola­bildiğimiz ve Greif mücade­lesinin der­s­leri­ni tartışa­bildiğimiz siyasal bir önder­liği var­lığı gibi. İşte bu yüz­den Greif mücade­le­si Türkiye’de­ki bir çok işçi mücade­lesinin daha iler­sine gide­bilmiştir ve bu sebe­ble de sınır­ları­na da gelmiştir.

Fır­satı kaçırılmış bir durum olarak ve Greif gibi bir mücade­lenin işçi sınıfının öncü kesminin gayre­tine ihtiy­acı­na vur­gu yaparak, Kazo­va mücade­le­sine işaret ediy­oruz. Kazo­va bir patron­suz tek­sil işletmesi olarak Disk Tek­sil’de Greif işçi­leriyle beraber bir anti-bürokratik akım mücade­le­si ver­mek yer­ine, ken­disi­ni bir şatış dükkanı olan tek­sil kop­er­at­i­fi mod­e­line çek­ti. Bu geri çek­işin nedeni ve bu mod­elin sınır­ları, işçi sınıfın mücadeleri­ni bir çok sayısız mücade­leyle aynı değerde yan yana sayan DİH’in pro­gra­matik şekil­len­melerinde yat­mak­tadır, Don­nel­ley ve Lear işçi­leri diğer mücad­ele­ci fab­rikalar ve işçi sınıfın sek­tör­leriyle bir sınıf pro­gramı üzerinden örgütlen­me mücade­le­si verirken, Greif böyle­si bir dinamiğin dışın­da kalmıştır ve bırakılmıştır.

Sovyetik Strate­ji

İşçi sınıfı ken­di sınıf bil­inci­ni baş­ka sınıfların önder­liği altın­da iken geliştire­mez. İki örnek­le açmak gerekirse. Küçük bur­ju­va devrim kon­sep­ti, devlet ile silahlı bir mücadelein hazır­lan­masıdır. Bu kon­septe işçi sınıfı bir çok unsur için­de­ki her­hangibi bir unsur­dan öteye git­mez. Ken­di örgüt­sel yapısıy­la bir silahlı grup işçi sınıfının yeri­ni tutar. Bir baş­ka çarpık­lık olan bürokratik kon­sept ise, devlet aygıtının sol parçasını (çoğun­luk­la) üstlen­mek iste­nilme­si veya bunun­la ortak çalışıl­maya gidilme­si ve aynı zaman­da sendi­ka bürokra­sisiyle bütünüyle ve kıs­men bir­leşilme­sidir. İşçi sınıfının yukarı­dan bürokratik emir­lere tabi bırakıl­masıdır.

Devrim­ci işçi sınıfın par­tisi ise bun­lar­dan temelden ayrılır. İşçi sınıfı bir çok fab­rika­da örgütlen­miştir, bir de buna ser­mayenin işçi­leri bölme­si eklen­mek­te­dir. Böyle­si bir dönemde işçi sınıfının par­tisinin inşaasını çok iler­let­mek te mümkün değildir. İşçi sınıfın devrim­ci par­tisi, sınıfın ken­disi­ni de siyasal olarak örgü­tlediği ve ekonomik mücadeleri­ni de yürete­bildiği nok­ta­da inşaasını yapa­bilir. İşçi sınıfının devrim­ci par­tisi işçi sınıfın siyasi olarak mücadele tecrübesin­den geçmiş ve poli­tik egit­im­li kesmin­den oluşur. Lakin tüm işçi sınıfı daha geniş ve büyük­tür. Tüm işçi sınıfının par­tisi olma çabaları işçi sınıfınıng genelin­in içinde bulun­duğu sub­jek­tif ve objek­tif neden­ler­den dolayı reformist ya da sosyal şovenist sonuçlar­la bitiy­or. Kitle­sel etk­isi olan işçi sınıfın kadro par­tisi bun­lara aynı zaman­da bir cevap­tır.

İşçi sınıfı bu sebebten dolayı siyasal ve örgüt­sel olarak iler­liye­bile­ceği ve diğer kes­im­leri­ni mücadel­eye kata­bile­ceği yapılara ihtiyaçı var. Bun­lar, fab­ri­ka komiteleri, grev komiteleri, büyük işçi toplan­tıları­dan başlı­yarak tâ sovyete kadar uzanır­lar. Ve bun­lar tepe­den bürokratik müda­haler­le oluş­ma­zlar veya göster­me­lik, içi boş hak­lar­la da kurul­ma­zlar. İşçi sınıfının önem­li mücadeleri ve deney­im­leriyle ortaya çıkar­lar. Don­nel­ley ve Lear işçi­lerin 16 Ağus­tos tale­p­leriyle büyük bir işçi toplan­tısı­na çağır­ması bir tesadü­fi olay değildir. Bu toplan­tı’­da 3000 işçi ve işçi tem­sil­ci­leri biraya gelmişti. Ora­da şekillen işçi sınıfının mücad­ele­ci sek­tör­lerinin tale­p­leridir ve bur­ju­vanın etk­i­ler­ine karşı panze­hiri ile işçi demokra­sisin temel taşıdır. PTS bu büyük işçi toplan­tısı­na ken­di işçi tabanını mobi­lize etti ve o toplan­tı­da­ki çoğun­luğu da oluş­tur­du. Hem Don­nel­ley hem de Lear mücadelerinde öncü bir rol oyna­mak­tadır PTS. Bura­da Don­nel­ley ve Lear mücadelerin önder­liğinde tüm sınıfı harekete geçire­cek şu tale­pler for­müle de edil­di:

  • Hiçbir aile sokağa atıl­masın

  • Yaşasın Don­nel­ley işçi­lerinin öz yöne­ti­mi, İşçi kon­trolünde kamu­laştır­ma

  • Lear İşçi­lerinin ve yasal işçi tem­sil­ci­lerinin işler­ine geri alın­ması

  • Maaş kesin­ti­lerin (vergi­lerinin düşürülme­si) Enflasy­on kayı­plarının önlen­mesi için otomatik maaş artışları.

  • Taşeron ve esnek çalış­ma anlaş­maları çöpe! Kadrolu, güvenceli ve süre­siz iş ant­laş­maları!

  • İşçi çıkar­tan ve kap­atılan işy­er­lerinin işçi kon­trolünde kamu­laştırıl­ması.
    Las Heras Petrol işçi­lerinin serbest bırakıl­ması

  • Anti-Terör yasasının iptali

  • Dış borçların öden­meme­si: Halk oyla­ması yapıl­ması

Bu mücad­ele­ci fab­rikaların tale­p­leriyle diğer mücad­ele­ci ve ileri­ci sek­tör­lere de açıl­maya çalışılıy­or şim­di. Bu süreç kendil­iğin­den ve otomatik olarak gelişen bir süreç değil, tam ter­sine tartış­maları da gerek­tiriy­or. Bu toplan­tı da alı­nan karar­ları PTS ken­di siyasl tale­p­leri arası­na alırken, PO (İşçi Par­tisi) hem bu toplatının karar ala­bilme yetk­i­sine karşı gelirken hem de tale­p­lerinin ken­disi­ni red etti. PO ile CTA sendikası krize karşı açık­ladık­ları tale­plerde Don­nel­ley ve Lear işçi­lerin tale­p­leri­ni tüm işçil­er­den gelen baskılara rağ­men görme­z­lik­ten geldil­er.

Kap­i­tal­ist Devlet

İşçi sınıfının ken­di öz yöne­tim organ­larını kura­bilmiş olsa da Kap­i­tal­izm­den Sosyal­izme barışcıl ve otomatik bir geçiş yok. İşçi­lerin kon­trolü altın­da­ki fab­rikaların örgütlenebilme­si işçi sınıfının ilerde­ki mücadelerinin hazır­lığıdır. Bur­ju­va devleti reforme edilemediği gibi olduğu gibi tes­lim almak­ta mümkün değildir, onun parçalan­ması gerek­lidir. Sovyetik strate­ji işçi sınıfının siyasal ikti­darı almasın bir fak­tör nok­tasını oluş­tur­mak­tadır. Geçen yılın sonun­da Arjan­ti­n’de alevle­nen bir polis sorunu ile ilgili tartış­malar vardı. PO kriz içinde bulu­nan polisin daha iyi maaş ve donanım­lı sendikalaş­masını savun­du. Sendi­ka şuç şebeke­si haline gelmiş polisin de aynı zaman­da bir denetleme organı görevi­ni de üstlenir böyle­lik­le. Polise karşı duyu­lan huzur­su­zluk ve getir­ilen eleştir­il­er polisin sevilmeyen kısım­larını fes ettirmek ve onların görev­leri­ni işçi sınıfın örgüt­ler­ine devir etmek için bir fır­sat olarak görülme­di. Fab­rikaları işgal edip, işçi kon­trolüne geçire­bilmek için güçlü işçi örgütlülüğüne ihtiyaç var, şimdiye kadar sendikalı polis­lerin kap­i­tal­istler­den alıp işçi­lerin kon­trolüne devredilen bir fab­ri­ka da yok. Sendikal polis ter­ci­hine ver­ilen önem siyasal olarak işçi sınıfının önünde duran alan­ları ele geçirme­sine engel bir siyaset­dir. İşçi savun­ma komit­leri ve mil­is­leri bu somut mücade­lenin içinde ken­di­sine yer açarak daha net bir şek­ilde ortaya da çık­ması gereken nok­ta­lar­dan biridir işçi sınıfının devrim­ci par­tisi için.

Şu an işçi­leri çıkaran ya da kapısı­na kilit vuran fab­rikalara ve işy­er­ler­ine el konul­ması gerek­lidir. İşşi­zliğe karşı mücadelede bir çok işçi de beraber saf tuta­cak ve ken­di bur­ju­va önder­lik­leri­ni de sına­va tabi tuta­cak­lardır. Baka­cak­lar, işçi sınıfının somut tale­p­ler­ine karşı ne kadar çözüm ürete­biliy­or­lar diye. Öz yöne­tim­lerin yukarı­da belir­i­tiğimiz bazı siyasal sınır­ların yanı sıra ekonomik alan­da da sınır­lara sahip­tir: İşçi­lerin kon­trolü altın­da­ki bir fab­rikaya karşı pazarda­ki rek­a­bet, sab­o­ta­jlar, pazarda­ki ambor­go ve boykot­lar ve üre­timin ken­disi ve bunun ayak­ta tutul­ması için gerek­li olan ser­maye gibi konu­lar ekonomik sınır­ları belir­lemiş durum­larıdır.

Sendi­ka bürokra­si­sine karşı mücadele

Sendikalar ekonomik mücadelel­er için kaçınıl­maz araçlardır. İşçi­lerin ken­di fab­rikasını, sek­törünü ve gerek­tiğinde işçilere sınıfını bir genel greve kadar örgütle­menin fır­satını verir. Sendi­ka bürokra­sisi sorunu tüm sınıf mücade­le­si için belir­leyi­cidir. Türkiye’de sendikal büro­ra­sisi çoğun­luk­la siyasal kim­lik­le anal­iz edilmek­te­dir. Böyle­likel Hak-İş Ağaların ihanet­ci sendikası iken, siyasal olarak sol­da duran sendikalar ise bu görüşe göre iyi olan sendikalardır. Biz bu kon­sep­ti red ediy­oruz. Bürokrasi mad­di koşulların­da belir­lenir. Bürokrasinin ayrı­calık­ları ( Ken­disi tarafın­dan tem­sil edilen işçilere göre maaş farkı, zor kol işin­den alı­narak büro işler­ine ver­ilme­si, iste­nildiği zaman görevden alı­nanıla­ma­ması ve tepe­den söz hakkının olması vs.) her­birinin tek­er tek­er siyasal kim­lik­lerinden bağım­sız olarak bürokrasinin mad­de­sel belir­len­me­sidir. Bunun­la beraber sendi­ka bürokra­sisi ken­di ayrı­calık­larını kap­i­tal­ist bir şir­ket yöne­ti­minde olan işy­er­ine borçludur, bun­ları ateşkesler­le ve arab­u­lu­cuk­larıy­la koru­mayı da biliy­or. Sendikal mücadele bu anlamıy­la iki yön­lüdür. Bir taraftan sendikal bürokrasiyi harekete geçire­bile­cek bir siyaset ve kısıtlı da olsa ortak çalış­ma zorun­lu­luğu varken, işçi­lerin siyasal karar bağım­sı­zlığı ve karar verme merkezi olma mücade­lesinin bürokrasiye karşı mücade­le­si de zorun­ludur.

Sendikalar içinde anti-bürokratik akımının kurul­ması işçi sınıfı poli­tikasının temel taşların­dan biridir. Türkiye’de­ki sendikalar içinde mücadele ede­cek bir anti-bürokratik akım için han­gi pro­gram vardır? Böyle­si bir pro­gramın tem­sil­ci­lerin her an görev­lerinden geri çağrıla­bilme duru­munu, tem­sil­cilere bir işçi maaşı, tem­sil­ci­lerin Rota­sy­onu ve Devlet’­den ve şir­ketler­den bağım­sız olun­ması gibi nok­ta­ları içer­me­si gerek­li. İşçi sınıfının sendikal örgütlen­meleri­ni savaşa, ırkçılığa, mül­te­ci işçi düş­man­lığı­na karşı gibi sorun­lar­da da aktif olarak harekete ve greve çek­ilme­si mücade­le­si de bu bürokrasinin güç kay­bı­na yol aça­bile­cek adım­lar­dan biridir. Tabanı siyasi bir bil­inçle örgütle­menin yol­unu da açar. Ekonomik mücade­lenin ve siyasl mücade­lenin bir­leşmesinin moment­lerinden biri­ni oluş­tu­rur.

Devrim­ci Par­ti

İşçi mücadelerinin par­ti şek­li­ni almamış bir poli­tik önder­lik­ten yok­sun olarak bur­ju­va sınıfı üzer­ine ken­di dik­tatör­lüğünü kura­bilmesi­ni sağlay­a­cak sosyal­ist bir devrime gide­bilme­sine olan inanç büyük bir yanılğıdır. İşçi sınıfın patisi mücad­ele­ci fab­rikalar ve işy­er­leri­ni temel olır ve sınıfların ortadan kaldırıl­ması için pro­leter dik­tatör­lüğe gide­cek yolu ide­olo­jik ve örgüt­sel olarak gös­terir.

Kap­i­tal­izm ken­di doğası gereği sürek­li sorun yaratır, İnsan hak­ları, kadın, çevre, çin­siyet, konut sorunu vs. gibi. Küçük bur­ju­va gru­pları bu alan­ları ayırıp bun­ları izole etmek­te­dir. Somut­laştır­mak için örnek­lendi­re­bil­i­riz. İstan­bul­da kentsel dönüşüm sürecinde işçi sınıfının örgüt­leri­ni harekete geçirme­den veya sınıfın ” İşçi­lerin ve kiracıların kon­trolü altın­da bir kamusal konut inşaatı” ve ‘kiralar aşağıya – maaşlar yukarı’, gibi tale­b­leri olmadan yürüte­len mücadele var. Bu mücadele bu sınır­lara sahip olduğu içinde, işçi sınıfının mücade­lesi­ni beraber yürüte­bile­cek ve onları ken­di mücade­le­si olarak göre­bile­cek öz yöne­tim araçları da ortaya çık­mıy­or. Bu sebe­ble ya insan­lar ora­da en önem­li sorun­larıy­la baş başa bırakılıy­or veya reformist veyahut küçük bur­ju­va güçler tarafın­dan önder­lik alınıy­or. Gezi hareketi tartış­maları tüm hareketi veyahut bu hareket için­de­ki bir frak­siy­onu işçi sınıfının tale­p­leriyle yeniden örgütle­mek yer­ine hareketin nasıl oluş­tuğu­na dair sosy­olo­jik rakam­ları didik­leme dejen­erasy­onuna ugramıştı. Greif bu mücadelede küçük bur­ju­va, halkcı örgütler ve sendi­ka bürokra­sisi tarafın­dan göz ardı ve izole edil­di, tam da bu sebebten dolayı Greif’in ken­disi­ni tüm işçi sınıfının öncüsü olarak görme­si gerek­liy­di ve tale­p­leri­ni sınıfı kap­say­a­cak bir hale getirmeliy­di. 16 Agus­tos’­da yaşanılan süreç ve buradan yük­seltilen tale­p­lerin bu siyasetin somut bir sonu­cu.

Don­nel­ley ve Lear mücade­lesinde gençliği ve üniver­site ögren­ci­leri ön saflar­da görüy­oruz. üniver­sitelerin demokratik olarak ken­disi­ni topluma açmasını, işçi­lerin oku­ması önün­de­ki tüm engel­lerin kaldırıl­masını ve eğitimde kol ve kafa işi arasın­da­ki farkın kaldırıl­masını savu­narak işçi sınıfı çıkarıy­la üniver­siteyi mevziye çevir­menin öne­m­i­ni genç­lik örgütlen­melerin de anlatıy­oruz. Don­nel­ley ve Lear işçi­leri için üniver­site ögren­ci­leri eylem­ler ve pan­eller düzen­lerken, Buenos Aires teknik üniver­site ögren­ci­leri işy­erinde­ki sab­o­ta­j­dan dolayı ve diğer teknik eksik­lerin ortadan kaldırıl­ması için fab­rika­da ögret­men­leri­ni de alıp, desteğe git­til­er ve bunun­la da yet­in­meyip sürek­li bir teknik destek koor­di­nasy­onunu oluş­tur­du­lar. Türkiye’de­ki ögren­ci hareke­tinin şu anda işçi sınıfıy­la böyle­si organik bir bağı oluşa­bilmiş değildir.

İşçi sınıfının par­tisi ken­di sınıfını örgütlerken, diğer sınıfları ve ara kat­man­ları da devrime götürmek için de önder­lik­te yapar. Türkiye’de işçi kon­trolü altın­da­ki işy­er­leri ve fab­rikalar için emek mücadelerinde­ki sıçra­ma nok­tası pro­gra­matik sap­ta­masın­da yer almalıdır. Kim bugün enter­nasy­on­al çap­ta hareket eden Kap­i­tal­iz­mi aşmak istiy­or­sa, enter­nasy­on­al işçi sınıfının deney­im­ler­ine yönelebilmeli, bun­ları teorize ede­bilme ve ken­disi­ni enter­nasy­on­al örgütlüye­bilme­lidir. Don­nel­ley işçi­lerinin sizin­le yap­tığı röpor­ta­j­da dediği gibi, ”işçi sınıfı birdir ve sınır tanı­maz”. Devrim­ci bir par­tinin enter­nasy­on­al düşün­mesi ve devrim­ci bir pro­gram­la örgütlen­mesi ken­di öz göre­v­idir. Bunun­la bir­lik­te işçi sınıfının mücade­le­si baş­ta strate­jik olmak üzere, tak­tik­leri­ni de tartışa­bilmek için ve bunun­la beraber dayanış­manın örgütlenebilmesinin yol­unu aça­bilmek içindir de bu.. Bu çercevede işçi sınıfının bu mücad­ele­ci deney­im­leri arasın­da­ki ilk bil­gi alışver­işi­ni selam­lıy­oruz.

Suphi Toprak

Devrim­ci Enter­nasy­on­al Örgüt (RİO)

RİO ve PTS, Troçk­ist Frak­siy­on- Dördüncü Enter­nasy­on­al’in kardeş sek­siy­on­larıdır.

Not: Bu yazi Kızıl­bayrak Site­si için düşünülmüş ve yazılmıştı, dili ve içer­iği de ona göre belir­len­mişti.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.