Devletin AfD’yi nasıl desteklemeye çalıştığı – ve onu nasıl yenebileceğimiz

04.07.2026, Lesezeit 7 Min.
Übersetzung:
1
Foto: Ayrin Giorgia / Klasse Gegen Klasse

Erfurt’ta, sabahın erken saatlerinden itibaren binlerce aktivist, AfD’nin parti kongresine karşı barikatlar kurdu. Sadece “Widersetzen” eylem ittifakı kapsamında, parti kongresini engellemek ve bedenleriyle AfD üyelerinin gelmesini önlemek için Almanya’nın dört bir yanından 230 otobüsle 10.000’den fazla kişi buraya geldi. Bazıları, barikatı desteklemek ve barikattan canlı olarak eylemleri aktarmak için bütün gece yol aldı.

Böylece saat 6:00’dan beri pembe, sarı ve rengarenk „parmaklar“ (bu „parmaklar“, farklı yönlerden gelen barikat eylem birimleridir) AfD’nin ana ulaşım yollarını, aralarında A71 otoyolunun da bulunduğu yolları bloke ediyor. Erfurt’ta ise aktivistler tramvay raylarını bloke ediyor. AfD ise geçmişteki başarısızlıklarından öğrenip bir kısmı gece yarısı kongre salonuna varmış.

Saat 9 itibarıyla sekiz büyük ve birkaç küçük barikat oluştu. Aktivistler arasında moraller yüksek. Polis, 6.000’den fazla polis memuru, su topları, helikopterler ve köpeklerden oluşan büyük bir güçle olay yerinde. Pembe parmak polis tarafından kuşatılmdı ve ilk tutuklamalar gerçekleşti. Ancak yaklaşık 500 aktivist, barikatı aşarak şehir merkezine doğru ilerleyebildi. 

Bu senaryo bize hem binlerce insanın AfD’ye karşı mücadele azmini hem de devletin AfD’yi sisteme entegre etme konusundaki kararlılığını gösteriyor.

Devlet, AfD’nin önünü açmak için coplarla saldırıyor

Parti kongresi sadece yoğun polis şiddetiyle mümkün olabildi: AfD’li siyasetçilerin bulunduğu otobüsler, çok sayıda su tankerleri ve yüzlerce polis tarafından eskort ediliyor. Polis, Gießen ve Riesa’da olduğu gibi coplar ve biber gazıyla acımasızca şiddet uyguluyor. Otoyolda ilk su tankerleri devreye girdi. (En son gelişmeler için özel canlı haber akışımıza göz atabilirsiniz.) Tam da bu devletin AfD’ye karşı bir şey yapacağı düşüncesi tamamen hayaldir. AfD, yalnızca sol kesime karşı kitlesel baskı uygulayan iç istihbarat servisi („Verfassungsschutz“) gibi devlet organlarına karşı mücadelede yenilgiye uğratılabilir.

AfD’nin parti kongresinin ana çizgisi, partinin Ulrich Siegmund önderliğinde Saksonya-Anhalt eyalet hükümetini devralarak rejime entegre olmak istemesi olacak gibi görünüyor. Siegmund’un hükümet programı aralarında şunların da bulunduğu vaatlerde bulunuyor: Kürtajı önemli ölçüde zorlaştırmak, sığınma hakkının tamamen kaldırılması için Federal Konsey’de bir girişim başlatmak ve Amerika Birleşik Devlet’lerindeki ICE modeline göre bir sınır dışı etme polisi kurmak, işsizler ve mülteciler için zorunlu çalışmayı uygulamaya koymak ve „Antifa“yı terör örgütü olarak sınıflandırmak. Burjuva güçler, durumu sanki AfD’yi sadece aşırı sağ kanattan „zımparalamak“ yeterliymiş gibi göstermeye çalışıyor; tıpkı Jens Spahn’ın, „bu“ AfD ile çalışamayacağını vurguladığı gibi – yani başka bir AfD ile çalışabileceğini ima ediyor. Oysa gerçekte, „AfD’nin ılımlı kesimlerinin“ entegrasyonu, Siegmund’un kendisinin de yakın olduğu AfD içindeki faşist güçlerin güçlenmesiyle birlikte gerçekleşiyor.

Yasaklama süreci tehdidiyle sağlanması amaçlanan parti disiplini mümkün değildir ve bu, demokratik partilerin daha da ırkçı bir politika izlemesine ve sol kesime yönelik baskıya yol açacaktır. Höcke, parti kongresinde yakın arkadaşı Stefan Möller’i parti yönetim kuruluna yerleştirmek ve faşist gruplarla olan uyumsuzluk kararlarını daha da yumuşatmak istiyor; bu da parti içindeki gücünü gösterecektir.

AfD’nin entegrasyonu bağlamında, sağcı siyasete uyum anlamına gelen Sol Parti’nin CDU’ya karşı sergilediği hoşgörü politikasına da karşı çıkıyoruz. Sol Parti’nin bazı kesimleri, gelecekteki iktidar olasılığı uğruna direniş protestolarını bile dizginliyor; örneğin, Thüringen Eyaleti eski Başbakanı Bodo Ramelow, AfD’nin de toplanma özgürlüğü hakkını savundu ve AfD karşıtı barikatlarla ilgili olası şiddet olaylarından uzak durdu. Böylece o, „iyi“ ve „kötü“ göstericiler arasında burjuva ayrımına katılıyor ve daha önce – örneğin Linksjugend Solid gibi – bir medya kampanyasıyla „aşırı solcu“ antisemitler olarak karalanmış olan, barikatlar kurmak için Almanya’nın dört bir yanından Erfurt’a gelen kendi üyelerinin sırtından bıçaklıyor.

AfD ve Merz ancak birlikte yenilebilir

Sağ kanattan „koruyucu duvar“ çoktan yıkıldı; Hıristiyan Demokratlar, AfD ile bir şekilde işbirliği yapmak için sadece fırsat kolluyor. Dolayısıyla biz solcular ve işçiler olarak, „AfD’ye karşı“ kapitalist hükümetlere destek vererek ellerimizin bağlanmasına izin vermemeliyiz; çünkü bu destekler sadece onların yolunu açar ve bizi ezmeye devam eder. Sadece kapitalist hükümetleri, Berlin’de de dahil olmak üzere, reddederek aşırı sağ yenilgiye uğratılabilir. Bunun için yüzde beş barajının kaldırılması ve iç istihbarat teşkilatının feshedilmesi gibi radikal demokratik talepler öne sürüyoruz. Sendikaların, sosyal saldırıları – örneğin, ilk günden itibaren geçerli olacak şekilde yakın zamanda duyurulan iş göremezlik belgesi zorunluluğu ve telefonla iş göremezlik bildiriminin kaldırılması, belirli süreli iş sözleşmelerinin yaygınlaştırılması ve emeklilik reformu tehdidi gibi – sokaklarda geri püskürtmek için bir mücadele planı hazırlamasını savunuyoruz. Biz, zenginlerin demokrasisini – doktorun evine gelebileceği ve Blackrock’tan gelen parası sayesinde kendi emeğine muhtaç olmayan bir Merz’in demokrasisini – savunmuyoruz; aksine, işçilerin ve ezilenlerin demokratik haklarını savunuyor ve burada yaşayan herkes için oy hakkı gibi bu hakların genişletilmesi için mücadele ediyoruz.

AfD’yi yenmek için Merz hükümetini de yenmeliyiz. Onların militarizmi ve sosyal kesintileri, aşırı sağın işine geliyor. Okul grevi, bu devletin otoriter politikasına karşı okullardan bir örgütlenmenin mümkün olduğunu gösteriyor. AfD’ye karşı hareketin başarısı, devletin onu „Tüm Demokratlar Aşırı Sağcılığa Karşı“ sloganıyla kapitalist hükümetleri için araçsallaştırmaya çalışırken, kendisi ise giderek daha fazla AfD’nin politikalarını benimsediği bir ortamda, hareketin devletin bu tür bir istismarına ne kadar direnebileceğine bağlıdır. Sadece grevlerle ve okullarda, üniversitelerde ve işyerlerinde kapitalizme ve savaşa karşı mücadele eden gençlikle birleşerek sağcıları yenebiliriz.

Bu nedenle, antifaşizmi okul grevlerinin antimilitarizmiyle birleştirmeliyiz; zira silahlanma ve soykırıma verdiği destekle daha saldırgan hale gelen Alman emperyalizmi, sağa kaymanın bir parçasıdır. 2025 seçimleri öncesinde AfD’yi Alman sermayesi için „kabul edilebilir“ hale getiren, Elon Musk’ın desteğiyle hareket eden ABD emperyalizmiydi. Bu bağlamda, Rheinmetall’in işçi denetimi altında kamulaştırılmasını ve Ramstein Hava Üssü’nün kapatılarak sivil amaçlarla kullanılmasını talep ediyoruz. Almanya’nın emperyalist stratejisi değiştiği anda, AfD’nin entegrasyonu yolundaki başlıca engel olan Rusya ortadan kalkabilir – AfD’deki faşistlerin gücü ve sermayenin AfD’ye karşı çekinceleri, ırkçılıklarından çok Almanya’nın Rusya ile olan ilişkisine bağlıdır. Ancak kendi emperyalizmine karşı ve kapitalist bloklardan bağımsız bir işçi ve gençlik enternasyonalizmi buna karşı koyabilir. 

Olay yerinden canlı güncellemeler: https://www.klassegegenklasse.org/liveticker-afd-blockieren-rechtsruck-bekaempfen/

İngilizce canlı güncellemeler: https://www.klassegegenklasse.org/liveblog-blocking-afd-fighting-the-rise-of-the-right/

Daha fazla bilgi için: https://www.klassegegenklasse.org/was-ist-die-afd-und-wo-treibt-sie-hin/

Mehr zum Thema